Beyaz bir örtüyle kaplanan tarihi dokusuyla Kars
Kış aylarında pek çok yer beyaz bir örtüyle kaplanır. Bu manzarayı izlemek için en iyi noktalardan biri Kars’tır. Ülkenin dört bir yanından pek çok ulaşım seçeneğiyle varmanın mümkün olduğu kente, son zamanlarda oldukça popülerleşen Doğu Ekspresi’yle gitmenin bambaşka bir deneyim sunduğu biliniyor. Ankara’dan Kars’a uzanan bu tren yolculuğu, özellikle kış mevsiminde yapılıyor ve 1.310 kilometre uzunluğundaki güzergah yaklaşık 25 saatte, nehirlerin kenarından, dağların arasından geçerek doğanın eşsiz manzaralarına tanıklık ede ede katediliyor. Yolculuğunu daha uzun sürelerce geçirmek ve doya doya değerlendirmek isteyenler, Turistik Doğu Ekspresi seferlerinden faydalanarak birkaç saat süren molalarında Kars’a varmadan Erzincan’ı ve Erzurum’u da keşfedebiliyor. Heyecanla varılması beklenen o noktaya gelindiğinde ise ziyaretçileri, kadim bir kültürün ve köklü bir tarihin izinden sürükleyecek, sizin için derlediğimiz uğrak noktaları karşılıyor.
Ani Harabeleri
Kars’ta tarihin ve kültürün izinde bir yolculuk yapmak isteyenlerin, şehir merkezinden yaklaşık 40 kilometre uzaklıkta ve Türkiye-Ermenistan sınırını oluşturan Arpaçay Irmağı boyunca konumlanan Ani Ören Yeri’ni muhakkak ziyaret edip buradaki envaiçeşit harabeyi görmesi gerekiyor. Köklü geçmişinde, çok sayıda medeniyete ev sahipliği yapan ve bu açıdan şehrin en önemli merkezlerinden biri olan bölgede katedralden kiliselere, şapelden anıt mezarlara, camiden kervansaraya, tapınaktan köprüye, hamamlardan mağaralara uzanan nice tarihi zenginlik bir arada bulunuyor.
Kars Kalesi
Şehir merkezinde konumlanan kalenin, Selçuklulara bağlı Saltuklu Sultanı Melik İzzeddin tarafından şehri dışarıdan gelebilecek saldırılara karşı korumak amacıyla 1152 yılında yaptırıldığı biliniyor. Şehrin tarihinde verdiği mücadeleler, bu devasa yapının gerek dış gerekse iç mekanına yansıyor. Bin yıllık geçmişinde pek çok savaşa tanıklık eden kalenin gördüğü zarar, çeşitli dönemlerde giderilmeye çalışılsa da 27 kilometre uzunluğundaki surları 3,5 kilometre uzunluğa düşerken 220 burçtan günümüze ise sadece 7 burç kaldığı görülüyor. Kaleyi içerden keşfetmek isteyenleri askeri koğuşlar, savaş kalıntıları, mescit ve en önemli yapısı olarak kabul edilen Cemal Baba Türbesi karşılıyor.
Beylerbeyi Sarayı
Kars Kalesi’nin eteklerinde konumlanan Beylerbeyi Sarayı, eski devlet büyüklerinden Lala Mustafa Paşa tarafından 1579’da yaptırılıyor. 1579- 1878 yılları arasında Sancak Konağı, 1878-1918 yılları arasında ise Hükümet Konağı olarak kullanılan saray, uzun bir restorasyon sürecinden sonra Kars Valiliği tarafından 2022’de butik bir otel olarak hizmete açılıyor.
Kümbet Camii
Kars Kalesi’nin eteklerinde konumlanan, çeşitli kültürlerin, dinlerin ve tarihin ışık tuttuğu bir diğer yapı ise eski adıyla On İki Havariler Kilisesi, bugünkü adıyla Kümbet Camii. 10. yüzyılda Bagratlı Hanedanı Kralı tarafından inşa ettirildiği bilinen yapı, ilk zamanlarında Ermeni-Gürcü kilisesiyken 1064’te camiye çevriliyor, 1964’te ise Kars ve çevresindeki kazı çalışmaları sonucunda ortaya çıkarılan tarihi eserlerin sergilendiği bir mekan oluyor. 1993’ten günümüze dek cami olarak işlevini sürdürüyor.
Fethiye Camii
19. yüzyılın sonlarında Rusya’nın Kars’ı işgali sırasında Ruslar tarafından bugünkü şehir merkezine yaptırılan ve o zamanlar Alexander Nevsky Katedrali olarak bilinen yapı, eşsiz bir mimariye sahip. Dikdörtgen planlı, açık ve koyu kahverengi tüf ve kesme taşlarla bezeli, Baltık mimari anlayışıyla tasarlanan yapı, bir süre kilise olarak kullanılırken Cumhuriyetin ilk yıllarında şehrin spor merkezi oluyor. 1985’te ise camiye dönüştürülmesi kararı alınıyor.
Taş Köprü
Kaleiçi ve Sukapı Mahallelerini birbirine bağlayan ve Kars Çayı üzerinde yer alan Taş Köprü, şehrin simge yapılarından biri olarak kabul ediliyor. 1579’da kentin ileri gelen isimlerinden Lala Mustafa Paşa tarafından yaptırılan köprü, günümüzde de aktif olarak kullanılıyor. Tamamı kesme taştan yapılan, 54 metre uzunluğa, 8 metre genişliğe ve üç göze sahip olan köprü, 1715 yılında bölgede yaşanan büyük bir sel felaketi sonucunda hasar görse de çeşitli onarım çalışmaları sonucunda bugüne ulaşabilmiş.
Mazlumoğlu Hamamı
Kaleiçi ve Sukapı Mahallelerinin kesiştiği noktada ve Kars Çayı’nın doğu yönünde konumlanan Mazlumoğlu Hamamı, 18. yüzyılda Osmanlı Sultanı III. Murat tarafından yaptırılıyor. Osmanlı mimari anlayışını her yönüyle yansıtan hamam, bölgenin Rusların hakimiyetinde olduğu dönemlerde de kullanılıyor. Bu dönemlerde Aleksandr Puşkin’in de sık sık buraya gelip yıkandığı biliniyor. Puşkin’in kullandığı oda, daha sonra “Puşkin’in Şeref Yeri” haline getirilmiş ve şu anda Rus yazarın büstlerine, el yazmalarına ve kitaplarına ev sahipliği yapıyor.
Namık Kemal Evi
Kaleiçi Mahallesi’nde konumlanan Namık Kemal Evi, 18. yüzyılda III. Selim tarafından konak olarak inşa ettiriliyor. Kentin ileri gelenlerinin konakladığı bu evde şair Namık Kemal’in 1852-1854 tarihlerinde Kars Valiliği yapan dedesi Abdullatif Paşa’nın da kaldığı biliniyor. Bu süreçte Namık Kemal de dedesine eşlik ediyor ve çocukluğunun bir dönemini burada geçiriyor. İlerleyen zamanlarda konak restore edilerek Namık Kemal Evi adını alıyor; hem şairden geriye kalanların sergilendiği bir alanı içinde barındırıyor hem de Kars kültürünün ayrılmaz bir parçası olan aşıklık geleneği, düzenlenen çeşitli etkinlikler sayesinde ziyaretçilerle buluşturuluyor. Evin bahçesi olan Minia Kars’ta ise kentin önemli tarihi yapılarının minyatürleri sergileniyor.
Kars Müzesi
Kars Müzesi, 1959’da Ani Harabeleri ve bölgede bulunan diğer önemli eserleri koruma ve bir envanter oluşturma amacıyla vilayet konağında küçük bir birim olarak hizmet vermeye başlıyor. Bölgede yapılan kazı çalışmaları sonucunda önemli tarihi ve kültürel mirasların artmasıyla taşınabilir eserler Kümbet Camii’de sergiye açılıyor. 1981’de ise şehir merkezindeki bugünkü müze binası kuruluyor ve yıllar içerisinde toplanan, ayrıştırılan eserler için çeşitli salonlar açılıyor. Arkeoloji Salonu’nda Paleolitik döneme ait balta, dinozor kemiği ve çeşitli fosiller öne çıkarken Urartululardan Selçuklulara, Romalılardan Bizanslılara dek uzanan eserler ve kalıntılar da sergileniyor. Etnografya Salonu’nda ise Osmanlı ve Kafkas kıyafetlerinden Kars ve çevre illere ait olan yöresel kıyafetlere, mutfak araç gereçlerinden yün dokuma aletlere ve Osmanlı döneminden kalma el yazması eserlere dek uzanan bir mirasa ulaşılabiliyor.
Çıldır Gölü
Ardahan ve Kars şehirlerinin kesiştiği noktada konumlanan Çıldır Gölü, yolu kış mevsiminde bu bölgelerden birine düşmüş olanların muhakkak ziyaret etmesi gereken yerlerden biri. Derinliği 42 metreye ulaşan ve yaklaşık 120 kilometrelik bir alana sahip olan gölün kış mevsiminde donmasıyla ziyaretçiler için buz tutan yüzeyde yürümek, kar motoru ya da atlı kızakla kaymak gibi yapılabilecek pek çok aktivite bulunuyor.