‘Bin kere doğsam yine metal kullanarak heykel yaparım’
O, metale tutkuyla bağlı bir sanatçı… O, metal sanatçılığına giden yolculuğunu, ‘Su aktı, yolunu buldu.’ sözüyle tanımlayan, bu yolda karşısına çıkan her engeli aşan ve zorluklarına rağmen metalle çalışmaktan asla vazgeçmeyeceğini söyleyen Büşra Kölmük…
Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Heykel Bölümü’nden mezun olduktan sonra yüksek lisans eğitimine devam eden Metal Sanatçısı Büşra Kölmük’le okulunda buluşuyoruz. Üniversitedeki atölyesinde bulunan, hem kendisinin hem de arkadaşlarının yaptığı irili ufaklı eserlerin arasında sıcak bir kahve eşliğinde sohbete başlıyoruz. Konuya sanatla ilişkisinin nasıl başladığıyla giriyoruz. Çocukluğundan itibaren kara kalem ve sulu boya çizimle ilgilendiğini söyleyen Kölmük, şöyle devam ediyor: “İstanbul’da doğup büyüdüm ama Karadenizliyiz, yazları ailemin köyüne giderdik. Orada kireç taşlarını yontarak küçük heykeller yapardım. Çimento karıştırarak heykel yapıp ellerimi mahvetmiştim bir keresinde.”

Büşra Kölmük, böyle bir çocukluğun ardından güzel sanatlar lisesine gitmek istese de etrafında dönen “Sanatçı olursan sürünürsün.” gibi fikirler nedeniyle bu yoldan uzaklaşmış ama -kendi deyişiyle- su akmış ve yolunu bulmuş; metal sanatçılığına giden yolculuğunu kendi elleriyle ilmek ilmek örmüş. Tabii bu da pek kolay olmamış. Sanatçı, hikayeyi şu sözlerle paylaşıyor: “İstanbul’da kursa gidip başka bir bölüm için çalışsam da Kocaeli’de bir sene Heykel Bölümü’nde okudum. Hocam, ‘Sen her fırsatta trene atlayıp heykel yapmaya gidiyorsun, bunu gerçekten çok seviyorsun. Bir işi seviyorsan o işten para kazanırsın. Bölüme kaydını yaptır, ben sana inanıyorum, çok iyi yerlere geleceksin.’ dedi. İlk defa biri bana ‘Heykel oku.’ dediği için gittim, kaydımı yaptırdım. Ailem, heykel bölümüne kaydımı yaptırdığımda bana küstü çünkü beni endüstri tasarımı bölümüne hazırlıyorlardı. Babam yıkılmıştı. Annem ise geçenlerde, benim kızım ne olacak diye düşünüyordum ama şimdi bütün aileyi o toparlıyor.’ dedi. O kadar korkulacak bir durum yokmuş aslında. (Gülüyor.) Pek çok insan ‘Benim de resmim çok iyiydi, ressam olmak isterdim.’ der. Ben şanslıyım. Çok fazla engel olduğu halde yolumu buldum ve o engelleri aştım.”
Bu cesur adımlar sayesinde bugün başarılı bir metal sanatçısı olarak karşımıza çıkan Büşra Kölmük, heykel sanatına yönelmesinin en önemli sebebinin metallerle çalışma tutkusu olduğunu söylüyor ve ekliyor: “Diğer malzemeleri de denedim ama metal olmasa heykel değil, muhtemelen resim okurdum.” Metalle olan bu tutkulu ilişkisini de, “İçsel bir durum, tıpkı aşk gibi. Bin kere doğsam bin kere metal kullanarak heykel yaparım.” sözleriyle ifade ediyor.

Peki, eserlerini yaparken nelerden ilham alıyor? “Eskiden en büyük meselem, eleştirdiğimiz kişilerle benzerliklerimizdi. Hepimizin rahatsız olduğu konular var ama kimse dönüp kendine bakmıyor. Bu nedenle bir projede kendi başıma çalışıyorsam beni rahatsız eden bir durumdan yola çıkıyorum.” diyen Kölmük, şöyle devam ediyor: “Ben dokuyla çalışmayı, metale ısıyla renk verdiğinizde ortaya çıkan mavi ve mor renkleri seviyorum. Elektrotla farklı doku teknikleri deniyorum. İşin içinde teknik ve deneysellik var. Ak pak iş sevmiyorum, kusurlu iş seviyorum. Bütün heykellerimde bir kusur bırakırım, kusursuz olma çabası içerisinde değilim.”
Metal eserler yapmanın zorluklarına da dikkat çeken sanatçı, “Herhangi bir yerim sadece beş dakika açık kaldığında bile orası direkt yanıyor, 10 dakika sürerse deri tamamen soyuluyor. Ne giyersek giyelim metal, elektrotla beraber eriyip üstümüze düşebiliyor.” dese de tüm bunlara rağmen işini sevdiği için zorlanmadığını söylüyor ve ekliyor: “Bu malzemeyle çalışmak zor görünebilir; sert bir malzeme ve kesici etkisi çok fazla ama insan sevdiği işi yapınca zor gelmiyor.”

Kendisi için en özel eserinin geçtiğimiz sene Elgiz Müzesi’nde sergilenen, kendi içinde dönen Anka kuşu eseri olduğunu söylüyor Büşra Kölmük. Bunun sebebini ise, “Onu pandemi sürecinde tasarlamıştım, o süreçten çok etkilendim. Aileme, arkadaşlarıma ya da onların yakınlarına bir şey olmasından çok korktum. Bir kayıp yaşanacak diye korkup çok titiz davrandım. Sürekli ölüm korkusu yaşadığım için kötü bir dönem geçirdim. Mutsuz olduğum o süreçte karalayıp çıkardığım bir işti. Kendi kendimi ‘Şimdi kötü bir süreçten geçiyoruz ama düzelecek, küllerimizden yeniden doğacağız, tekrar kendine geleceksin.’ diyerek telkin etmemi sağlayan manevi bir anlamı var bende o eserin.” sözleriyle anlatırken o dönemde pek çoğumuzun yaşadığı hisleri aslında eseriyle somutlaştırdığını fark ettiriyor.

Sanatçıyla yaptığımız keyif dolu sohbette geleceğe dair planlarını da öğreniyoruz. Berlin’e gidip orada eğitim almak ve yurt dışı sanat piyasasında yer bulmak istediğini belirten Kölmük, Türkiye’de genç sanatçı olmanın zorluklarına rağmen yeniden buraya dönme planı yaptığını, “Berlin’e gitmeyi hem uluslararası bir kültürün içinde yer almak hem de kendi alanımı genişletmek için istiyorum. Orada uzun süre kalmayı düşünmüyorum çünkü Türkiye’yi, kendi coğrafyamın insanını seviyorum. Nereye giderseniz gidin, başkasının memleketinde yabancısınız. Hiçbir yerde yabancı kalmak istemiyorum.” sözleriyle paylaşıyor.

Büşra Kölmük’ün eserlerinin sergilendiği ‘Polen’ sergisini 20 Mayıs’a kadar Gülhane Parkı Sarnıcı’nda ziyaret edebilirsiniz.