Bir Masalın İçine Açılan Kapı: ALTAUSSEE
Alplerin kalbinde saklanan Altaussee insanı kendi ritmine dönmeye çağıran, Avusturya’nın en dingin kaçış rotalarından biri.
Altaussee, Avusturya’nın kalbinde, Salzkammergut bölgesinin yeşille mavinin birbirine karıştığı bir vadisinde, sanki bir masalın içinde saklı kalmış bir yer. Bir dağ köyü kadar sade, bir kartpostal kadar dingin bu küçük kasaba, zamanı ağır ağır akan bir su gibi yaşatan, sessizliğiyle insanın içini temizleyen bir yer. Sakinliğine rağmen Altaussee, Avusturya’nın en köklü yerleşimlerinden biri. Yaklaşık 700 metre rakımda bulunan bu kasaba, yalnızca doğal güzelliğiyle değil, uzun süredir korunan mimari dokusuyla da öne çıkıyor. Geleneksel ahşap Ausseer evlerinin her biri bölgenin eski ailelerinin yüzlerce yıllık yaşam tarzını yansıtan bir kültürel hafıza mekanı.
Tuzun ve tarihin izinde
Altaussee’nin tarihi oldukça eskilere, Roma dönemine kadar gidiyor. Bölge ayrıca yüzyıllardır tuz madenleriyle biliniyor. Altaussee’nin eteklerindeki madenler, Salzwelten adıyla bugün ziyaretçilere açık. Bölge halkının yüzyıllardır bilip işlediği tuz yatakları, Avusturya’nın ekonomi tarihinde kritik bir rol oynamış. Madenlerin içi, doğal olarak oluşmuş tuz kristalleri ve dev galerileriyle adeta yer altı katedrallerini andırıyor.
Diğer yandan, “beyaz altın” diye de adlandırılan tuz, yalnızca Avusturya’nın zenginliğinin değil, aynı zamanda Avrupa’nın kültürel belleğinin de bir parçası. II. Dünya Savaşı sırasında Naziler tarafından kaçırılan sayısız sanat eseri savaşın sonunda tam da bu dağların içindeki tünellerde bulunuyor. Bu nedenle tarihçiler, Altaussee madenlerinin “Avrupa’nın gizli müzesi” olduğunu söylüyorlar. Bugün bu madenin karanlık galerilerinde gezinirken duvarlara yansıyan ışık oyunları arasında yalnızca tuz kristalleri değil, geçmişin bu ağırlığı, birikimi de hissediliyor.
Sudan yansıyan Altaussee manzarası
Altaussee’yi unutulmaz kılan güzelliklerin ilki hiç kuşkusuz Altaussee Gölü (Altausseer See). Gölün yüzeyi her saat başka bir renge bürünüyor; sabahları gümüş, öğle vakti yeşil, akşamüstü morumsu bir yansıma sunuyor. Gölü çevreleyen Dachstein Dağları ve Trisselwand Dağı adeta bu doğa tiyatrosunun kulisi gibi. Altaussee Gölü, bölgenin en temiz göllerinden biri ve çevresi sıkı şekilde korunan bir doğa rezervi. Motorlu teknelerin büyük kısmına izin verilmemesi gölün bu berraklığını koruyan en önemli nedenlerden. Yaz aylarında göl etrafındaki patika yolu yürüyenler, suyun içinde balıkları seyredecek kadar net bir görüşe sahip olabiliyorlar. Su, yaz aylarında bile serin ve sunduğu ferahlık bir tür yeniden doğuş gibi. Göl, kışın ise bambaşka bir hikaye anlatıyor; gölün yüzeyi ince bir buz tabakasıyla kaplanıyor, çevresindeki çam ağaçları karla örtülüyor. Sanki doğa nefesini tutuyormuşçasına sessizlik artıyor.
Kasabanın kendine özgü mikrokliması nedeniyle göl çevresinde bitki örtüsü oldukça çeşitli. İlkbaharda Alp çiçekleriyle kaplanan yürüyüş yolları fotoğraf meraklıları için eşsiz manzaralar sunuyor.
Sanatçıların ve düşünürlerin inziva mekanı
Altaussee, yüzyıllar boyunca sadece bir maden kasabası değil, aynı zamanda yaratıcı bir inziva mekanı olarak öne çıkıyor. 19. yüzyıldan itibaren Avusturyalı yazarlar, ressamlar ve düşünürler burayı keşfetmiş; şehirlerin gürültüsünden kaçıp göl kıyısında kendi iç dünyalarına inzivaya çekiliyorlar. Stefan Zweig, Hugo von Hofmannsthal, Arthur Schnitzler ve Sigmund Freud… Her biri, Altaussee’nin sessizliğinde kalemiyle, düşünceleriyle kendine bir sığınak yaratıyor. Bugün köyün merkezinde dolaşırken o günlerden kalma taş evler, ahşap balkonlar ve çiçeklerle süslenmiş pencereler hâlâ bu entelektüel geçmişin izlerini hissettiriyor.
Huzurun dağlardaki yankısı
Kasabanın hemen üzerinde, kollarını açmış bir dev gibi yükselen Loser Dağı Altaussee’nin muhafızı gibi. Loser Dağı’nın yürüyüş rotaları yaz aylarında, kayak pistleri ise kışın dolup taşıyor. Yaklaşık 9 kilometrelik Loser Panorama Yolu, ziyaretçilerini 1.600 metre yükseklikteki, Tote Gebirge Dağları’nın kalbine uzanan yürüyüşler için mükemmel bir başlangıç noktasına ulaştırıyor. Yolun sona erdiği yerden Loser Zirvesi’ne ulaşmak ise yalnızca bir saatlik keyifli bir yürüyüşle mümkün. Tepeye çıkınca aşağıda göl ve köyden oluşan panoramik manzara bir tablo gibi. Loser’ın eteklerinde, buzulların binlerce yıl önce şekillendirdiği karstik oluşumlar, mağaralar ve panoramik seyir noktaları bulunuyor. Bu yüzden bölge jeoloji meraklılarının da sık sık ziyaret ettiği bir alan.
Dinginliğin estetiği
2.000 nüfuslu Altaussee’nin merkezine indiğinizde hayatın burada yavaşladığını fark ediyorsunuz. Kasaba, küçük olmasına rağmen oldukça kültürlü; yerel halk, kitap kulüpleri ve küçük festivaller düzenliyor.
Özellikle her yıl yapılan Narzissenfestn(Nergis Festivali) bütün Salzkammergut bölgesinden ziyaretçileri kendine çekiyor; nergislerle süslenmiş heykelleri taşıyan tekneler gölü adeta çiçeklerle boyuyor. Yerel pazar ise Altaussee’nin kalbi. Burada köylüler ev yapımı ürünlerini satıyor. İnsan ister istemez bir fincan sıcak çikolata eşliğinde bu manzarayı seyrederken “hayatın en güzel anı belki de tam şimdi” diye düşünmeden edemiyor.
Tatların sadelik içindeki zarafeti
Altaussee mutfağı da tıpkı kasabanın kendisi gibi sade ama derin tatlara sahip. Kasabanın restoranları çoğu zaman bir aile işletmesi; menüler ise mevsime göre değişiyor. Bu restoranlarda sunulan Kasnocken, peynirli küçük hamur parçalarından oluşan geleneksel bir Avusturya yemeği. Üzerine serpiştirilen taze otlar ve eritilmiş tereyağıyla şahane bir lezzet. Tatlılarda ise efsanevi Apfelstrudel, yani elmalı rulo öne çıkıyor. İncecik hamurun içindeki sıcak elma, tarçın ve kuru üzüm karışımı kış akşamlarının en güzel eşlikçisi
Zamanın dışında bir deneyim
Altaussee klasik bir turistik merkez değil. Buraya “görülmesi gereken yerler” listesiyle gelmek bir hata olur. Çünkü buranın güzelliği yapılacak şeylerde değil, hiçbir şey yapmadan orada olmakta gizli. Sabah göl kenarında bir yürüyüş, öğle vakti bir kahve molası, akşam üstü sessizce kitap okuma seansı… Bu kadar basit bir gün burada olağanüstü bir anlam kazanıyor. Altaussee insana modern hayatın hızını sorgulatıyor. Belki de bu yüzden yüzyıllardır sanatçılar, düşünürler ve gezginler buraya geliyor: Zamanı unutabilmek için…
NASIL GİDİLİR?
Altaussee’ye Viyana’dan trenle yaklaşık 3,5 saatlik bir yolculukla ulaşılabiliyor. Bad Aussee durağında indikten sonra kısa bir otobüs veya taksi yolculuğuyla göl kenarına varılıyor. Ya da Salzburg’dan 80 kilometrelik bir araba yolculuğu da tercih edilebilir.
NE ZAMAN GİDİLİR?
Yaz ayları yürüyüş rotalarını keşfetmek, göl kenarı aktiviteleri ve paragliding gibi aktiviteleri yapmak için daha ideal. Kışın ise karla kaplı dağlar, buz tutan göl ve sessizlik daha dramatik, daha şiirsel bir atmosfer sunuyor ve kış sporları için uygun bir ortam yaratıyor.