Görünenin ötesindeki gerçeği keşfetme arayışı

Sanatçı Meliha Sözeri, görünenin ötesindeki gerçeği arayarak mekaniğin ve el üretiminin ilişkisini sorgulayan işler yaratıyor, hayat ile sanatın harmanlandığı dünyayı keşfetmeye odaklanıyor.

İstanbul Teknik Üniversitesi Güzel Sanatlar Bölümü’nde akademisyen olarak görevini sürdüren Meliha Sözeri’yi, Bomonti’deki atölyesinde ziyaret ediyoruz. Sözeri’nin içten misafirperverliği eşliğinde kahvelerimizi yudumlarken derin bir sohbetin ilk cümleleri için en başa dönüyoruz. Sanatçının, Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Heykel Bölümü’nde lisans eğitimini tamamladığını, ardından yüksek lisansını sürdürdüğünü ve sonrasında sanatta yeterlik programını başarıyla noktaladığını öğreniyoruz. Halihazırda akademisyenlik yaparken sanat üretimini sürdüren Sözeri, sanatla ilişkisinin ilkokul yıllarına kadar uzandığını şöyle anlatıyor: “İlkokulda müzik kulağım, resmim iyiydi. Ortaokulda resim öğretmenim hafta sonları beni Arkeoloji Müzesi’ne götürür, çizim yaptırırdı. Antalya’da yeni açılacak olan güzel sanatlar lisesine girme hedefiyle ilerliyordum. Fakat çok hastalandığım için sınava giremedim. Ardından hedefimi güzel sanatlar fakültesi olarak belirledim. Heykel okumayı çok istiyordum. Çocukluğumdan itibaren antik kentlere yaptığımız geziler, Arkeoloji Müzesi’nden etkilenmem bu alana yönelmemi sağladı. Babam da teknik ressamdır, ayrıca bir demir atölyesi vardı ve onun atölyesinde malzemeyle kurduğum ilişki, beni her zaman somut bir şey ortaya çıkarmaya itti.”

Üniversitede aldığı eğitimin tamamen görmeyi öğrenmek ve bunu modellemek üzerine ilerlediğini anlatan Meliha Sözeri, kullandığı malzemelerle ilgili seçiminin nasıl şekillendiğinden söz ederken görünenin ardını göstermeye dair arzusunun ortaya çıkış hikayesini de şu sözlerle paylaşıyor: “Öğrenciliğimde pek çok malzemeyle çalıştım, pek çok atölyeye girip çıktım. Hatta mumla da çalışıp mumun bronza dönüşüm süreçlerini deneyimledim. Mezun olduktan sonra ilk yaptığım heykellerde taş ve bronz vardı. Ayrıca taş atölyesinde de çalıştım. Mezun olduktan sonra ilk yıllarda kütleye odaklandım yani heykelin yontma tekniği üzerine gittim. Ama sonrasında bu beni sınırlamaya başladı. Formun, malzemenin içinde neler olduğunu görmenin ve bunu da izleyiciye aktarabilmenin peşine düştüm. Mekanik olan ile el üretimi arasındaki ilişkiyi nasıl oluşturabilirim, diye düşündüm. Aynı zamanda hayatıma giren kavram transparanlıktı ve kütlenin içinde neler bulunduğunu gösterebileceğim bir malzeme arayışım, beni en iyisi olduğunu düşündüğüm malzemeye götürdü. Aradığımı tülsü, telsi etkileri delikli tel malzemede buldum.”

İşlerinde “Gerçeğin altında bir görünen, görünenin arkasında bambaşka bir gerçek yatar.” fikrini alt metin olarak verip vermediğini merak ettiğimiz sanatçı Michel Foucault’nun “Bu Bir Pipo Değildir” kitabının hayatında önemli bir yeri olduğunu, görünenin ardında neler gizlendiğini, oradaki anlam ayrımlarını göstermenin kendisi için önemini vurgulayıp şöyle devam ediyor: “Yeni sergimde yer alacak çalışmalardan birinin ismi ‘Görünenin Ardı’. Tam da işaret edilen ile işaret eden arasındaki ilişkiyi sorguluyor.”

Yaratım süreci için iki türlü ilerleme gerçekleştiğini anlatan Meliha Sözeri, “Son yıllardaki çalışmalarım nesnelerin bire bir modellenmesi üzerine. Yani her zaman bir eskizleme süreci olmuyor. Eskizleme ve modelleme sürecim ise şöyle gerçekleşiyor: Üç boyutlu bir nesnenin açılımını çizmem gerekiyor. Bu aslında bir terzinin yaptığından farksız. Bildiğimiz kalıplama yönteminden farklı olarak, üç boyutu iki boyuta indirgiyorum, sonra onu çalışmak istediğim malzemeyle tekrar keserek üç boyutluya dönüştürüyorum.” diyor.

Yıllar içinde çalışmalarının bir öyküsünün de oluştuğunu paylaşan Meliha Sözeri, “Bugün geldiğim aşamada, benim için hiçbir işim birbirinden kopuk bir yerde değil, hepsi birbiriyle konuşarak ilerliyor. Örneğin, Seri No. 1 dediğim çalışma, mermerden ürettiğim ilk makine. Bu, mekanik ile el üretimi olanı ve buradan hareketle heykelin poz verme meselesini sorguladığım bir işti. O nedenle mekaniği durdurmak ve yeniden bunu elle üretmek adına mermer malzemeyi tercih etmiştim. Sonrasında ondan yeniden türeyen Seri No. 2 ve Seri No. 3 geldi ve şu an yeni sergim için Seri No. 4’ü yapıyorum.” diyerek çalışmalarının kendilerini nasıl ürettiğine de dikkat çekiyor. Bu noktada kullandığı malzemenin de önemli olduğunu belirterek paslanmaz çeliğin yanında bronz ve pirinç delikli tel kullandığını da söylüyor.

Sohbetimizde biraz da sanatçının sergileri aracılığıyla sanatseverlerle buluştuğu anlara ve yeni sergilere odaklanıyoruz. Meliha Sözeri hem geçmiş hem de gelecek sergilerini, “2018’de Bozlu Art Project’te açtığım ilk kişisel sergim ‘Toz’, tozlaşıp parçalanan ve dağılan her şeyin tekrar birleşmesi üzerineydi. Sergi bir yandan dokunmayla da ilişkileniyordu. Diğer sergi ‘Çevren’ idi. Çevren, göz erimi demek, aslında ufuk çizgisi ve pandemi döneminde kapanmayla ilişkili olarak, ‘Acaba ufuk çizgimiz nerede?’ diye sordum. Çünkü çoğumuz sadece sokağı görebiliyorduk, ufka belki gözümüzü yukarı kaldırınca bakabiliyorduk. Aslında bir sergi oluştururken de sanatçının bireysel üretiminde de kapatılma hep var. Kendi adıma o dönemde çok zorlanmadım, bunu daha olumlu bir sürece çevirmeye çalışarak hep işlerim üzerine düşündüm. Dedeme ithafen yaptığım ‘Corona Radiata’ yine o dönemde ortaya çıkan bir işti. Nesnelerin klostrofobik olması ya da yer ve zemin üzerine düşündüğümüzde bizi sıkıştıran o uzamı kaybettiğimiz bir yere işaret eden ‘Aura’ da o sergide yer aldı. Sergide, ‘Aura’nın altında, bir beton üzerine yazdığım, İlhan Berk’e ait birkaç dize vardı: ‘Yer, nesneyi sarandır. Yer üzerinde düşünmek varsa nasıl vardır?’ Gerçekten yer, nesne ve o kapanma döneminde kaybettiğimiz zemin üzerine bir sorgulamaydı bu. Şimdi hazırladığım sergi için pikselleşmeye odaklanıyorum. İşlerim bizi pikselin pikselleşerek bizi birleştirdiği yere de işaret edecek. Tüm sergiyi kapsayan ve ‘Sonbahar Ayini’ ismini taşıyan bir çalışmam da olacak. O da bizi tekrar doğayla ilişkilendiren bir yere götürecek ve sonbaharda sergileneceği için içerisi ile dışarısı arasında ayrımın olmadığına yani sanat ve hayatın birlikteliğine işaret edecek.” sözleriyle özetliyor.

Paylaş

Görünenin ötesindeki gerçeği keşfetme arayışı