Hayatın Yükünü Hafifletirken
Güç, disiplin, kararlılık, denge ve zihinsel dayanıklılık gerektiren CrossFit, gündelik hayatın temposu içinde güçlü bir odak alanı yaratarak bir anlamda hayatın yükünü sırtlamaya yardımcı oluyor.
Bazı uğraşlar insanın hayatına bir hobi olarak girer ancak zamanla o kişinin hayatında, düşünme biçimini, gündelik ritmini ve hatta dünyayla kurduğu ilişkiyi de değiştirerek yer tutmaya başlar. Çoğu spor aktivitesi de aslında böyle. Yoğun çalışma temposunun içinde sporla ilişki kurulan her an, çoğu zaman insanın kendine açtığı en sahici alanlardan biri haline gelir.
Güç, sabır, disiplin, kararlılık ve süreklilik isteyen CrossFit, insanı fiziksel olduğu kadar zihinsel olarak da dönüştüren uğraşlardan biri. Her antrenman, her bir ağırlık plakası, barın kaldırıldığı her tekrar aslında kişinin kendi görünmeyen sınırlarıyla yaptığı küçük bir hesaplaşmaya, o sınırı fiziksel ve zihinsel olarak biraz daha esnetme yönünde attığı adıma dönüşür. CrossFit’te bara yüklenen her ağırlık plakası, yaşamın ağırlığını dengelemek üzere neredeyse bir hafiflik yaratır. Belki de CrossFit’in en önemli artısı da en büyük ağırlığı kaldırmakta değil, o ağırlıklar altında sakin kalabilme ve taşımaya devam edebilme kuvveti yaratmasında yatıyor.
CROSSFIT İLE HER AN YENİ BİR MEYDAN OKUMAYA
NUMAN BATTAL, İGSAŞ İŞ GÜVENLİĞİ TEKNİKERİ
Yaklaşık 10 yıl boyunca fitness salonlarında ağırlık antrenmanları yaptım. O dönemlerde daha çok kas gelişimi ve fiziksel görünüm odaklı çalıştım. Zamanla yaptığım sporun yalnızca görünüş değil, günlük yaşam ve iş performansım açısından da daha faydalı olması gerektiğini düşünmeye başladım. 2014’te BESYO mezunu bir antrenör arkadaşımın CrossFit salonu açması bu sporla tanışmama vesile oldu. Klasik fitness alışkanlığımdan sonra CrossFit’in çok daha farklı bir sisteme sahip olduğunu kısa sürede fark ettim ve 2017’de bu sporla ilgilenmeye başladım.
CrossFit’i kısaca genel güç ve kondisyonu geliştirmeye odaklanan bir antrenman metodu olarak tarif edebilirim. Temelde kardiyovasküler dayanıklılık, iş yapabilme kapasitesi, güç, esneklik, patlayıcı kuvvet, hız, koordinasyon, çeviklik, denge ve vücut kontrolü olmak üzere insanın 10 fiziksel özelliğini dengeli biçimde geliştirmeyi amaçlıyor. Antrenmanlar, tek bir kas grubunu izole etmek yerine birden fazla eklemin ve çok sayıda kas grubunun birlikte çalıştığı fonksiyonel hareketlere dayanıyor. Bu da CrossFit’i günlük yaşamla çok daha uyumlu bir hale getiriyor.
Antrenmanların yapısı da oldukça farklı. Olimpik halter teknikleri, temel jimnastik hareketleri ve atletizmin birleşiminden oluşan bir sistemden bahsediyoruz. Her gün değişen, rutinden uzak ve kişiyi sürekli en iyiyi yapmaya motive eden bir düzeni var. En güzel taraflarından biri ise her seviyeye uygun olması. İster yeni başlayın ister yıllardır spor yapıyor olun, hareketlerin mutlaka seviyenize göre bir versiyonu bulunuyor.
CrossFit’e başladığım ilk dönemlerde, yıllardır alışık olduğum klasik ağırlık antrenmanlarının dışına çıkmak beni oldukça zorladı. Özellikle olimpik halter hareketleri ve jimnastik tabanlı egzersizler oldukça zorlayıcıydı. Ama garip bir şekilde sürekli mücadele içinde hissetmek, bana mental olarak iyi geliyordu. Bu zorluk sporun en keyifli kısmına dönüştü.
CrossFit sayesinde ayrıca bireysel antrenman alışkanlığımdan topluluk içinde performans göstermeye başladım. Yıllarca tek başına spor yapmayı seven biriydim. Ancak CrossFit ortamında başkalarıyla birlikte hatta zaman zaman bir yarış havası içinde antrenman yapmak beni çok daha fazla motive eden bir unsur haline geldi. Her gün yeni bir “macera” gibi geçmeye başladı. Bu topluluk ruhu, sporun bana kattığı en değerli yönlerden biri oldu.
Sporun iş hayatıma etkisi ise oldukça belirgin. İşimin doğası gereği zaman zaman fiziksel güç gerektiren durumlarla karşılaşıyorum. Örneğin yangın tüplerinin kontrollerinde, yangın hortumlarının sarımı ve taşınmasında, kuru hava sırt tüplerinin dolumu ve montajında, servis havalı maskelerin hortum ve aparatlarının hazırlanmasında aktif bir rol üstleniyoruz. En önemlisi ise acil durumlarda 12 kg basınçlı yangın hortumunu kontrol edebilmek. Bu tür görevlerde CrossFit’in kazandırdığı kondisyonun ne kadar önemli olduğunu net bir şekilde hissediyorum.
Gündelik yaşamda da ağırlıklara yaklaşımım değişti. Hangi tür ve boyutta olursa olsun bir yükü nasıl kaldırmam gerektiğini daha bilinçli değerlendiriyorum. CrossFit antrenmanlarının zamanla karşı yapılması bana iş hayatımda da bir tür “görev odaklılık” kazandırdı. Hem işte hem özel hayatta daha planlı ve sonuç odaklı hareket ediyorum. İş güvenliği teknikeri olarak çalışmamın yanı sıra, itfaiyeci rolümüzün de olması CrossFit’e ilgimi daha da artırdı. Bu iki alan, birbirini besleyen yapılar gibi. Fiziksel hazırlık ile mesleki sorumluluklar arasında güçlü bir bağ kurulduğunu hissediyorum.
İş temposu içinde antrenman düzenimi korumak her zaman kolay olmuyor. Haftada en az üç gün antrenman yapmaya çalışıyorum. Günlük ortalama 7,5 saat uyumaya özen gösteriyorum. Beslenme konusunda da protein, karbonhidrat ve yağ dengesini mümkün olduğunca korumaya çalışıyorum. Her şey her zaman planlandığı gibi gitmeyebiliyor ama bence bu durum sporun doğasında var; önemli olan yeniden ayağa kalkmak ve devam etmek. Zaman zaman fazla kilo, sakatlık gibi sorunlar yaşanabiliyor. Ama bu gibi durumlara rağmen hem mental hem de fiziksel olarak toparlanıp yeniden antrenmana dönmek gerekiyor. Bu spor bana tam anlamıyla, hiç bıkmadan devam etmeyi öğretti.
İş arkadaşlarım CrossFit yaptığımı öğrendiklerinde genelde çok olumlu tepkiler veriyorlar. Antrenman yöntemleri oldukça ilgilerini çekiyor. Hatta zaman zaman benimle antrenmana gelen arkadaşlarım oluyor. Onların da bu deneyimden keyif aldığını görmek beni mutlu ediyor.
CrossFit’e yeni başlayacaklara en önemli tavsiyem, bunun herkes için uygun bir spor olduğunun bilmeleri olur. Daha önce hiç spor yapmayanlar bile bu spora rahatlıkla başlayabilir. Çünkü her hareketin daha kolay bir versiyonu mutlaka var. Önemli olan doğru bir salon bulmak ve ilk adımı atmak. Başladıktan sonra hayatlarında çok şeyin değiştiğini kendileri de fark edecekler.