‘Yıldız Demir Çelik’te öğrendiğim ve yaşadığım iletişim kültürü bana çok şey kattı’
Yıldız Demir Çelik Stok Sahaları ve Sevkiyat Uzmanı Mahacir Baran, operatörlükten uzmanlığa uzanan kariyerinde edindiği deneyimlerin yaptığı işe nasıl yön verdiğini paylaşıyor.
Yıldız Demir Çelik’e 2018’de katıldığınız ilk günleri hatırlıyor musunuz?
Fabrikanın yatırımlarının hâlâ devam ettiği, pek çok sürecin yeni şekillendiği bir dönemdi. Demir çelik sektörüne ilk kez adım attığım için devasa makineleri, merdaneleri, hatları, vinçleri ve bobinleri gördüğümde açıkçası oldukça şaşırmıştım. Zamanla görevlerimi, işin akışını ve süreçleri öğrenerek adım adım adapte oldum. Boya hattı ve temper hatları o dönem aktifti; galvaniz hattı ise üretime yeni başlıyordu. Çalışma ortamı sıcak, iletişimin güçlü olduğu ve herkesin birbirine destek verdiği bir yapıdaydı. Fabrika da bizler de her gün gelişiyor, hem kendimize hem de şirkete bir şey katmaya devam ediyorduk. Yeni açılan bir işletme olmanın getirdiği heyecanla, amirlerimin tecrübelerinden yararlanarak temkinli ama kararlı adımlarla, “Nasıl daha iyiye gideriz?” diye sürekli fikir alışverişi yapıyorduk. En güzeli ise ekip içerisindeki yardımlaşma, samimiyet ve destek kültürüydü. O dönemde hissettiğim o birlik ve gelişim motivasyonunun hâlâ devam ettiğini görmek benim için ayrı bir mutluluk kaynağı.
Operatörlükten formenliğe geçiş süreciniz nasıl gelişti?
Öğrendiğim bilgileri sahaya doğru şekilde yansıtmaya özen gösteriyordum. Beni geliştiren, bugün olduğum noktaya getiren aslında edindiğim tecrübelerdi. Amirlerimin mesleklerinde en az 15 yıllık deneyime sahip olmaları ve işlerine tutkuyla bağlı olmaları, bize aktardıkları bilgilerin kalıcı olmasını sağlıyordu. İlk başladığım dönemle bugünkü sevkiyat süreçleri de oldukça farklı. Her gün bir aile gibi birlikte gelişen bir yapımız vardı. Sistemsel süreçlerde, saha uygulamalarında, araç yüklemelerinde her geçen gün bir üst seviyeye çıkıyor, kendimizi sürekli ileri taşıyorduk. Yaklaşık bir yıl çalıştıktan sonra formenlik sınavı açıldı. 11 kişinin katıldığı bu sınavda birinci olarak göreve hak kazandım. Bu süreç yalnızca sınav başarısıyla değil; işe bağlılık, iletişim becerileri, süreklilik ve güçlü iş disiplini gibi kriterlerin de değerlendirilmesiyle şekillendi. Tüm bunların birleşmesiyle bugün üstlendiğim göreve adım attım.
Formenlik döneminde karşılaştığınız en büyük sorumluluk ne oldu?
Operatörken üstlendiğimiz görevlerin kapsamı ile formenliktekiler arasında ciddi bir fark var hatta sorumluluk seviyesi katlanarak artıyor, diyebilirim. Bu süreçte değişen ilk şey bakış açımdı. Artık işime yalnızca görevim açısından değil, genel akışı düşünerek yaklaşmam gerekiyordu. Tüm konuları daha geniş bir perspektiften değerlendirmeyi, daha net, anlaşılır ve kalıcı çözümler üretmeyi öğrendim.
Uzmanlığa yükseldikten sonra sizi en çok geliştiren konu ne oldu?
Formenlikte düşündüğüm birçok konuyu daha net görmeye başladım. Sadece sahadaki süreçleri değil, işin sistemsel boyutunu da daha geniş bir çerçeveden görme fırsatım oldu. Sorumluluğun arttığını, insan yönetiminin daha kritik bir noktaya geldiğini, süreçlerin çok daha bütünsel bir şekilde ele alınması gerektiğini fark ettim. Bu dönemde özellikle stok sahaları ve sevkiyat süreçlerini daha detaylı yönetmek, benim için büyük bir gelişim alanı oldu. Hem saha hem sistem tarafını aynı anda yönetebilmek, uzmanlık bakış açımı ciddi anlamda geliştirdi. Bu dönem beni birçok açıdan geliştirdi. Özellikle iletişim konusunda kendimi ciddi anlamda ileri taşıdım; insanlara bakış açım ve yönetim yaklaşımım değişti. Zaman içinde aslında ne kadar büyük bir yapı içinde çalıştığımızı ve bu ailenin bir parçası olmanın ne kadar anlamlı olduğunu daha iyi idrak ettim. Bu farkındalık, hem kişisel hem profesyonel gelişimimde önemli bir rol oynadı.
Operatörlükten uzmanlığa uzanan bu süreç size kişisel olarak ve iş anlamında hangi değerleri kattı?
Farklı bakış açılarına sahip olmayı, insanları gerçekten dinlemeyi, anlamayı ve empati kurmayı öğrendim. İnsanlarla iletişimim güçlendi; konuşmalarım, yaklaşımım ve olayları değerlendirme şeklim daha bilinçli hale geldi. Beni daha olgun ve anlayışlı kılan bir süreç oldu. İş tarafında ise planlı çalışma disiplini, iletişimin önemi, insan odaklı yaklaşım ve tüm süreçlere bütünsel bakabilme becerisi kazandım. Sadece görevimi yerine getirmekten öte; işin mantığını kavramayı, ekip uyumunu güçlendirmeyi ve her adıma değer katmayı hedeflemeyi öğrendim. Kısacası bu süreç beni daha donanımlı, daha bilinçli ve daha güçlü bir hale getirdi.
Sizce iş hayatının olmazsa olmazı nedir?
İletişim gerçekten çok önemli. İnsan kendini nasıl ifade edebilir, nasıl daha şeffaf konuşup davranabilir… bunların hepsi iş hayatında çok değerli. İnsanlar her şeyden önce gülen bir yüz görmek istiyor. Örneğin sabahları işe gelince, “Günaydın, nasılsın?” sözlerini duymak çoğumuz için önemli. Bir kelime bile insanın işine daha sıkı sarılmasını sağlıyor çünkü kendini değerli hissettiriyor. Hayatım boyunca insanlarla iletişimimin iyi olduğuna inandım. İyi ki bu konuda kendimi daha da geliştirmişim. Bu nedenle Yıldız Demir Çelik’te öğrendiğim ve yaşadığım iletişim kültürü bana çok şey kattı.
MAHACİR BARAN’DAN KARİYERİNE YÖN VEREN DÖNÜM NOKTALARI
Yıldız Demir Çelik’te birçok seminere katıldım ancak özellikle biri benim için dönüm noktası oldu. Zaman yönetimi üzerine aldığım eğitim, birçok alışkanlığımı tamamen değiştirdi. Eğitim öncesinde zamanımı ne kadar verimsiz kullandığımı, günün büyük kısmını fark etmeden boşa geçirdiğimi anladım. Eğitimden sonra kendime, “Artık zamanını doğru değerlendirmelisin.” dedim ve o günden bu yana hayatımı çok daha planlı bir şekilde sürdürüyorum. Eğitim bana;
• Ne yapacağımı bilmenin,
• Ne zaman yapacağımı planlamanın,
• Ne kadar süreceğini öngörmenin,
• Gereksiz vakit kayıplarını nasıl azaltabileceğimin
ne kadar değerli olduğunu öğretti. Bugün hem iş hayatımda hem kişisel yaşamımda uyguladığım birçok yaklaşımın temelinde o eğitim var. Bu nedenle benim için unutulmaz bir dönüm noktası oldu.