Fehmi Yıldız’ın Hayat Hikayesi Kitap ve Belgeselle Ölümsüzleşti

Fehmi Yıldız’ın yaşam öyküsünü anlatan ‘Sadece Dürüst Desinler, Yeter’ adlı kitabın ve ‘Çınar Gibi’ belgeselinin lansmanı özel bir etkinlikle gerçekleştirildi. Protokol, iş, sanat ve medya dünyasından geniş katılımın olduğu etkinlikte, Fehmi Yıldız’ın dürüstlük mirası gelecek kuşaklara aktarıldı.

İş dünyasının duayen isimlerinden, Yıldızlar Yatırım Holding Yönetim Kurulu Başkanı Fehmi Yıldız’ın hayatı boyunca rehber edindiği dürüstlük, çalışkanlık ve aile değerlerini gelecek kuşaklara aktarmak üzere hazırlanan, gazeteci-yazar Rıdvan Akar imzalı “Sadece ‘Dürüst’ Desinler, Yeter” adlı kitabın ve “Çınar Gibi” belgeselinin tanıtımı, 23 Mayıs’ta Zorlu Skylounge’da düzenlenen özel bir etkinlikle gerçekleştirildi.

Bu anlamlı buluşmaya Yıldız ailesi, Yıldızlar Yatırım Holding çalışanları, basın mensupları ve çok sayıda değerli misafir katıldı. Sunuculuğunu Bafralı ünlü oyuncu Yurdaer Okur’un üstlendiği etkinlik, Fehmi Yıldız’ın kişisel hikayesinden yola çıkarak Türkiye’nin yakın tarihine ve girişimcilik ruhuna ışık tutan önemli bir kültürel projeyi kamuoyuyla paylaştı.

Fuaye alanı

Lansman için hazırlanan fuaye alanı, Yıldız ailesinin köklerine ve Fehmi Yıldız’ın hayat hikayesinin farklı dönemlerine ait özel bir deneyim alanı olarak hazırlandı. Misafirler, Fehmi Yıldız’ın ailesinin Of’tan Bafra’ya göç hikayesini, bu döneme ait eski eşyaların, hatıraların ve belgelerin sergilendiği bir alanda yeniden yaşadı. Samsun’a göçten sonra başlayan sanayileşme sürecine tanıklık eden ziyaretçiler, o dönemin ruhunu yansıtan daktilolar ve zamanın hatıraları arasında nostaljik bir yolculuğa çıktılar.

“Sanayide Kök Salan Bir Çınar” başlıklı alanda Yıldızlar Yatırım Holding’in sanayi yolculuğunu anlatan özel bir kurgu misafirlerle buluştu. Bu alanda holding iştiraklerinin görselleri, şirketlerde üretilen prototip ürünler ve makinelerin sesleriyle atmosfer zenginleştirildi.

“Bir Çınarın Gölgesinde Gerçek Bir Aile” alanında ise Yıldız ailesinin güçlü aile bağlarına vurgu yapan dokunaklı bir kurgu hazırlandı. Fehmi Yıldız’ın aile bireylerine ait dijital ekranlar çınar ağacına yerleştirildi, ağacın köklerinde ise Bafra ve Of toprakları kullanılarak güçlü köklerin anlamı sembolize edildi.

Piyano resitali

10 yaşındaki Samsunlu genç piyanist Yusufhan Çakır bir resitalle lansmandaydı. Mutlak kulak yeteneğine sahip Çakır, piyano eşliğinde Bafra ve Samsun yöresine ait ezgileri yorumlayarak geceye unutulmaz bir müzik ziyafeti yaşattı.

Bir başarı öyküsü

Kokteyl, piyano resitali ve konuşmaların ardından Fehmi Yıldız’ın hayatını ve iş dünyasındaki başarı öyküsünü anlatan “Çınar Gibi” belgeseli ilk kez izleyiciyle buluştu. Belgesel gösterimi, katılımcılara duygu dolu anlar yaşattı. Etkinlik, Fehmi Yıldız’ın ilham veren yaşam öyküsünü ve değerlerini gelecek nesillere aktarma misyonunu başarıyla yerine getiren anlamlı bir kültürel miras olarak hafızalarda yer etti.

Videoyu izlemek için tıklayın.

Bir yaşam öyküsü

Gazeteci-yazar Rıdvan Akar tarafından kaleme alınan “Sadece ‘Dürüst’ Desinler, Yeter” Fehmi Yıldız’ın hayatı boyunca rehber edindiği değerleri gelecek kuşaklara aktarmak üzere hazırlandı. Okuruna farklı okuma biçimleri vadeden kitap, 20. yüzyılın ilk yıllarında Of’tan Bafra’ya, Milli Mücadele’nin Karadeniz’deki kaos dolu dönemlerine uzanan bir hikayeyi anlatıyor. Akar, o yıllarda Türkiye’nin en zengin beş ilçesi arasında sayılan Bafra’da kereste imalatçısı bir ailenin dayanışmasını, çalışma azmini, çalışmaya odaklı yaşamını ve cesaretini anlatırken okurların hikayeye yakından tanıklık etmesini sağlıyor. Kitapta, dededen ve babadan öğrenilen “birlikte yaşamak, birlikte üretmek” idealinin Yıldız ailesini zirveye ulaştırdığına, ardından Fehmi Yıldız’ın orman ürünleri endüstrisinde ülkenin en büyük şirketinin kurucusu, Türkiye’nin en büyük gübre üreticisi ve demir-çelik yatırımlarıyla iş dünyasının önde gelen sanayicilerinden biri oluşuna dair başarı hikayesinin detaylarına tanıklıklar aracılığıyla yer veriliyor. Usta gazeteci ve yazar kitabın hikayesini, “Fehmi Bey, bu proje için ilk görüşmemizde, ‘Benim yaşamımda heyecan verici bir şey yok. Çalışmayı sevmekten başka hobim de yok. Bakalım ne yazacaksınız?’ diye takılmıştı. Oysa dört kuşaktır aynı değerleri koruyan, dedesinin ‘Emin Hasan’ lakabına gölge düşürmemeye azmetmiş bir iş insanının yaşam öyküsünü anlattık. Ülkeye, bölgesine ve ailesine büyük değerler yaratan Fehmi Yıldız’ın asıl önemsediği ise sadece, ‘Dürüst desinler, yeter.’ cümlesiydi.” sözleriyle özetliyor.

PEŞİNDE OLDUĞUM TEK ŞEY DÜRÜSTLÜKTÜ

FEHMİ YILDIZ, YILDIZLAR YATIRIM HOLDİNG YÖNETİM KURULU BAŞKANI

Hayatta, geriye dönüp baktığınızda ne kazandığınız kadar nasıl kazandığınız, ne söylediğiniz kadar ne hissettirdiğiniz önem kazanıyor. Ben yol boyunca dürüstlüğü pusula, çalışkanlığı yol arkadaşı, tevazuyu sığınak bildim. Bu yolculukta tek bir dileğim vardı: Sadece dürüst desinler, yeter. 

Hayatım boyunca tek bir şeyin peşinde oldum; o da dürüst olmaktı. Başka hiçbir sıfat, hiçbir ünvan, hiçbir başarı benim için dürüstlükten daha kıymetli olmadı. Çünkü dürüstlük, insanın sadece başkalarına değil, öncelikle kendisine karşı taşıdığı sorumluluğun en temel göstergesidir. Başarıya, ancak dürüstlük ve çok çalışmayla ulaşılabileceğine inandık. İş yaparken her zaman önce insan, dedik; çalışanlarımızı ailemiz olarak gördük.

BABAMIZIN DEĞERLERİNİ YAŞATIYORUZ

HAKKI YILDIZ, YILDIZLAR YATIRIM HOLDİNG YÖNETİM KURULU ÜYESİ

Babamızdan bize kalan en büyük miras, dürüstlük ve çalışkanlık değerleri oldu. Bizler de onun yolundan giderek; babamızın, “Dürüstlük, kişinin kendi aynasında baktığında utanmadan görebileceği tek şeydir.” sözünü düstur edinerek bu değerleri yaşatmayı ve sonraki kuşaklara örnek olmayı umut ediyoruz.

YILDIZLAR YATIRIM HOLDİNG GRUP KURUMSAL İLETİŞİM MÜDÜRÜ HANDAN GEÇER, ‘SADECE DÜRÜST DESİNLER, YETER’ KİTABI VE ‘ÇINAR GİBİ’ BELGESELİNİ BİR PROJE OLARAK NASIL KURGULADIKLARINI ANLATIYOR…

“Sadece ‘Dürüst’ Desinler, Yeter” kitabı ve “Çınar Gibi” belgeseli, yalnızca bir biyografi değil; aynı zamanda bir değer aktarımı projesi. Bu iki güçlü içeriğin aynı çatı altında buluşmasında kurumsal iletişim açısından nasıl bir stratejik kurgu geliştirdiniz?

Bir kurumsal iletişim profesyoneli olarak, kariyerimde birçok projeye liderlik ettim, birçok iletişim stratejisi kurguladım. Ancak bazı projeler vardır ki sadece görev değil, anlam yüklü bir sorumluluk haline gelir. Bu proje de barındırdığı anlam ve bir liderin, ailenin kimliğini yansıtması nedeniyle bu tanıma tam anlamıyla uyuyordu. Kurucumuz, Yönetim Kurulu Başkanımız Sayın Fehmi Yıldız’ın yaşamını yalnızca anlatmak değil, onu değerleriyle birlikte yaşatmak ve sonraki kuşaklara aktarmak gibi çok kıymetli bir misyonla yola çıktık. İletişim stratejimiz, biyografi ve belgeseli yalnızca birer anlatım aracı değil, kurumsal hafızanın taşıyıcıları olarak konumlandırmak üzerine kuruldu. Bu proje sayesinde kurum kültürümüzün temel direklerini oluşturan dürüstlük, çalışkanlık ve aile değerlerini sürdürülebilir bir iletişim çatısı altında görünür kıldık. Bu sadece içerik üretimi değil, aynı zamanda anlam inşa etmekti. Dolayısıyla stratejimizde içerikle duyguyu, bilgiyle ilhamı bütünleştiren bir yaklaşımı benimsedik.

Fehmi Yıldız’ın dürüstlük, çalışkanlık ve aile değerleri etrafında şekillenen hayat hikayesi, kuşkusuz güçlü bir anlatı sunuyor. Bu hikayeyi günümüz iletişim diliyle buluştururken hangi yenilikçi anlatım araçlarını kullandınız?

Günümüzde başarılı bir iletişim sadece bilgi vermekle değil, duygusal bağ kurmakla da ölçülüyor. Biz de bu projede hikayeyi “hissettirecek” araçlara odaklandık. Kitabın yalın ama derin anlatımıyla belgeselin görsel gücünü harmanladık. Ancak esas farkı yaratan, ziyaretçilerin duygusal belleğine dokunmayı başaran canlı deneyim alanlarımız oldu. Of’tan Bafra’ya uzanan kök yolculuğu, sanayi üretim alanında makinelerin sesiyle hayat bulan görsel anlatım gibi detayların yanı sıra, özellikle çınar ağacı metaforuyla kurguladığımız alan çok özel bir bağ kurdu. Bu çınarın yapraklarında Fehmi Yıldız’ı anlatan belgeselden seçilen video alıntıları yer alıyordu. Ailesi ve yakınlarının samimi anlatımlarıyla şekillenen bu kurgusal yapı, ziyaretçileri sadece izleyen değil; geçmişin değerlerine “temas eden” bir deneyime taşıdı. Bu anlatım biçimi sayesinde, ailenin değerlerini de çağdaş iletişim diliyle harmanladık. Çünkü biliyoruz ki hikayeler anlatılır ama değerler ancak hissettirilerek aktarılır.

Zorlu Skylounge’da düzenlenen lansman, sadece bir tanıtım değil; aynı zamanda duygusal bir bağ kurma anıydı. Bu özel buluşmayı kurgularken misafirlerin hafızasında nasıl bir etki bırakmayı hedeflediniz? Bu hedef doğrultusunda hangi detaylara özellikle odaklandınız?

Lansmanı tasarlarken temel hedefimiz, konuklarımıza bir tanıtım gecesi değil, bir hafıza ve vefa gecesi yaşatmaktı. Zorlu Skylounge gibi etkileyici bir mekanda düzenlediğimiz etkinlikte hem profesyonel bir kurgu hem de samimi bir duygu diliyle ilerledik. Her detay, duygu aktarımına hizmet edecek şekilde kurgulandı.

Mekana adım attıkları andan itibaren misafirlerimizin, geçmişe saygı, değerlere bağlılık ve ilham hissiyle buluşmalarını istedik. Sanayi yolculuğumuzu anlatan alandan çınar metaforuyla kurguladığımız aile bağlarına, Samsunlu piyanist Yusufhan Çakır’ın ezgilerine kadar her dokunuş, kolektif belleği harekete geçirecek detaylardı. Bireysel olarak bu lansmana liderlik etmiş olmak, iletişim kariyerimde unutamayacağım bir dönüm noktasıydı. Çünkü yalnızca kurumumuzu temsil etmedim, aynı zamanda bir değeri anlatmanın manevi sorumluluğunu taşıdım. Bu yolculukta bana inanarak lansmanın hayata geçirilmesine öncülük eden Yönetim Kurulu Üyemiz Sayın Hakkı Yıldız’a ve sürecin her aşamasında canla başla emek veren değerli çalışma arkadaşlarım Sinan Akova ile Behicenur Ander’e içten teşekkürlerimi sunuyorum.

Proje boyunca gazeteci-yazar Rıdvan Akar ve belgesel ekibiyle yürütülen yaratıcı iş birliği süreci nasıl gelişti?

Gazeteci-yazar Rıdvan Akar gibi güçlü bir kalemle ve belgesel ekibiyle çalışmak, projeyi içerik açısından da çok katmanlı hale getirdi. Bu süreçte biz kurumsal iletişim olarak sadece rehberlik etmedik; aynı zamanda hikayeyi sahici ve ilham verici bir anlatıya dönüştürmek adına tüm kaynakları açtık, samimiyetle iş birliği yaptık.

Yaratıcı ekiplerle yürütülen bu tür projelerde ortak hedefe inanmak çok önemli. Bu projede de tüm ekip aynı yöne baktı: Fehmi Yıldız’ın hikayesini hem bireysel hem toplumsal hafızaya kazımak. Kurumsal hafızadan çıkan her belge, her anlatı, profesyonel bir dokunuşla dönüştü ve duygusal bir dille izleyiciyle buluştu. Bu süreçte sadece bir iletişim kampanyası değil, kalıcı bir kültürel miras inşa ettik.

“Sadece dürüst desinler, yeter” ifadesi, hem bir hayat felsefesi hem de kurum kültürü açısından ilham verici bir miras. Bu anlatının, kurumun iletişimine ve gelecekteki kültürel projelere nasıl yön vermesini öngörüyorsunuz?

Bu ifade artık yalnızca bir söz değil; bizim için bir pusula. Kurum kültürümüzde dürüstlük hep temel değerlerimiz arasında yer aldı ama bu projeyle bu değer görünür hale geldi, ete kemiğe büründü. İletişim stratejilerimizde artık bu felsefeyi daha sistematik şekilde yaygınlaştırmayı amaçlıyoruz. Akademi Yıldız eğitim programlarımızda, liderlik okullarımızda ve yeni jenerasyon çalışanlarımızla yürüttüğümüz mentorluk projelerinde “dürüstlükle liderlik” yaklaşımını merkeze alıyoruz. Ayrıca önümüzdeki dönemde topluma dokunan kültürel projelerimizin tümünde bu değer öncü ilke olarak yer alacak. Kurumsal iletişimde bazen kelimelerden fazlasına ihtiyaç vardır. Bu projede anlatılan, kurumun geçmişiyle bugünü arasındaki en güçlü köprüyü kurduğumuz bir andı. Bu köprünün inşasında pay sahibi olmak, mesleki kariyerimde bir başarıdan çok daha fazlası; gerçek bir gurur vesilesi.


 

 

Paylaş

Fehmi Yıldız’ın Hayat Hikayesi Kitap ve Belgeselle Ölümsüzleşti