Sosyal medya nereye gidiyor?
KÖKEN TARTIŞMALARI ‘The Washington Post’ gazetesinde ‘Twitter ve Facebook’tan Önce Mors Alfabesi Vardı’ başlığıyla yayınlanan makale, sosyal medyanın 1844’te, Samuel Morse’un Washington’dan Baltimore’a gönderdiği ilk telgraf mesajıyla icat edildiğini iddia ediyor.
:5_1.jpg
“2000’li yılların en temel ayırt edici unsuru nedir?” sorusuna verilecek yanıtların başında hiç kuşkusuz sosyal medyanın gelişimi geliyor. Bugünü geçmişten farklılaştıran, insanlar arasındaki iletişimi katbekat artıran ve hızlandıran, dünyanın dört bir yanındaki trendlerin viral bir hızla yaygınlaşmasına zemin hazırlayan sosyal medya, elbette krizlerden azade değil. Önde gelen sosyal medya şirketlerinden Facebook, hemen her yıl kritik önemdeki şeffaflık suçlamalarıyla karşı karşıya kalıyor; sık sık veri güvenliği tartışmalarının merkezine oturuyor, denetim kuruluşlarınca cezalandırılıyor. Ya da Ekim ayında gerçekleştiği üzere Instagram, WhatsApp, Facebook ve benzeri uygulamaların karşı karşıya kaldığı erişim sorunları tüm dünyayı felç edebiliyor. Tüm bunlar, sosyal medyanın profesyonel, toplumsal ve bireysel ölçeklerde ne denli kuşatıcı ve etkili bir unsur haline geldiğini oldukça açık bir şekilde ortaya koyuyor. Peki, sosyal medya bu denli yüksek bir etki gücü ve kapsayıcılığı nasıl edindi? Bu soruyu yanıtlamak, öncelikle sosyal medyanın dününe ve bugününe, mevcut formuna kavuşana değin geçirdiği evrime ilişkin fikir sahibi olmakla mümkün.
Nasıl Başladı?
Elbette, sosyal medyanın başlangıçta yalnızca toz ve gaz bulutu olduğunu söylemek doğru değil. “The Washington Post” gazetesinde “Twitter ve Facebook’tan Önce Mors Alfabesi Vardı” başlığıyla yayınlanan makale, sosyal medyanın 1844’te, Samuel Morse’un Washington’dan Baltimore’a gönderdiği ilk telgraf mesajıyla icat edildiğini iddia ederek köken tartışmalarını oldukça geçmişe taşıyor örneğin. Makalenin yazarının kaynak olarak başvurduğu “Sosyal Medya: İlk 2.000 Yıl” kitabının yazarı Tom Standage de telgrafçıların birbirleriyle iletişim kurarken yarattıkları ortak dil evrenine ve kısaltmalara değinerek Mors alfabesiyle yarattıkları arkadaşlıklara ve ilişkilere dikkat çekiyor. Ayrıca telgrafın meydana getirdiği iletişim kurma biçiminin bugünkü çevrim içi dostluklar ve sosyal medya diliyle benzerliğine işaret ediyor.
NE ZAMAN HAYATIMIZA GİRDİLER?
• 2003’te LinkedIn
• 2004’te Facebook ve Gmail
• 2006’da Twitter
• 2010’da Instagram
• 2016’da TikTok
:icerikler/sosyal.png
BUNLARI BİLİYOR MUSUNUZ? - 4.550.000.000 - Sosyal medya kullanıcı sayısı 120+ dakika/gün - Ortalama bir kullanıcının sosyal medyada geçirdiği süre %45 - İlgi duyulan markayı sosyal medyadan inceleme oranı %87 - Satın alma tercihlerinde sosyal medyadan etkilenme oranı %55 - Sosyal medya üzerinden alışveriş yapma oranı
ABD’li yetişkinlerle gerçekleştirilen bir çalışmada;
- 18-29 yaş aralığındaki kişilerin %84’lük kullanım oranıyla söz konusu platformları en yoğun olarak kullanan kuşak olduğunu gözler önüne seriyor.
- Bu yaş grubunu%80 oranındaki etkinlikleriyle 30-49 yaş aralığındakiler izliyor.
- 60-64 yaş aralığındaki katılımcıların yüzde 73’ü aktif bir biçimde sosyal medya platformlarını kullanıyor.
- Bu oran 65 yaşve üzerindeki kullanıcılar arasında yüzde 45 olarak gözleniyor.
Ne Yönde Evrildi?
Tarih çizelgesinde oldukça ileri bir tarihe sıçrayarak günümüze yaklaşacak olursak… 1969 yılını sosyal medyanın doğuşuna tanıklık eden uğraklar arasında saymamız gerekir mutlaka. Bu tarihte Gelişmiş Araştırma Projeleri Dairesi Ağı ARPANET’in öncülüğünde gerçekleştirilen çalışmalarla iki sunucu arasında ileti gönderiminin mümkün hale geldiğini tanıklık eder dünya. 1995’te Classmaters, 1997’de Six Degrees, 2001’de Ryze, 2002’de ise Friendster adlı sosyal paylaşım siteleri kurulur. Bugün için pek tanıdık sayılamayacak bu platformları, 2003’te LinkedIn ve MySpace, 2004’te Facebook ve Gmail, 2005’te Yahoo!, 2006’da Twitter, 2010’da ise Instagram’ın kuruluşu takip eder.
Şimdilerde Nasıl?
Sosyal medya bugün insanlığın ayrılmaz bir parçası demek abartılı olmaz. Nitekim veriler de bunu doğrular nitelikte. Araştırmalar, 2021 itibarıyla 4,55 milyar kişinin sosyal medyayı aktif bir şekilde kullandığına dikkat çekiyor. Ortalama bir sosyal medya kullanıcısının gününün iki saatten fazlasını parçası olduğu ağlarda geçirdiği de dikkat çekici istatistikler arasında. Facebook eski şaşaalı günlerini geride bırakmış olsa da halen dünyada en fazla kullanıcıya sahip platform olarak öne çıkıyor. Facebook’u YouTube, WhatsApp, Messenger ve Instagram takip ediyor. Sosyal medya platformlarının kullanımı jenerasyonlar arasında da farklılık gösteriyor. İstatistikler, kullanıcıların tüketim alışkanlıklarına dair de pek çok aydınlatıcı bilgi de sunuyor. Örneğin, sosyal medya kullanıcılarının yüzde 45’i ilgi duydukları markaları araştırma motorları aracılığıyla değil, sosyal ağlar dolayımıyla inceliyor; yüzde 87’si satın alacakları ürünü tercih etmelerinde sosyal medyanın belirleyici olduğunu ifade ediyor, yüzde 55’i bu platformları kullanarak alışveriş yapmayı tercih ediyor.
Tüketicilerin hem farklı markalar hem de söz konusu markanın satışını gerçekleştiren farklı firmalar arasında karşılaştırma yapabilmesine imkanı, tüketim alışkanlıklarını önemli ölçüde değiştirmiş durumda.
:7.jpg
Facebook eski şaşaalı günlerini geride bırakmış olsa da halen dünyada en fazla kullanıcıya sahip platform olarak öne çıkıyor. Facebook’u YouTube, WhatsApp, Messenger ve Instagram takip ediyor.
Tüketicileri Nasıl Etkiliyor?
Bu veriler ışığında, sosyal medyanın tüketim alışkanlıklarını etkileyip etkilemediği sorusu zannediyoruz ki yalnızca retorik bir soru olacaktır.
Öyleyse, bu iki olgu arasında bir ilişki olup olmadığından çok bu ilişkinin niteliğiyle ilgilenmek daha doğru. Sosyal medya, tüketicileri nasıl etkiliyor? Tüketim alışkanlıklarını ne yönde değiştiriyor? Bu değişimin nasıl gerçekleştiğini yanıtlamak için, yalnızca tüketicilerin dönüşen alışkanlıklarına değil; farklılaşan pazarlama trendlerine, dijital pazarlamanın kazandığı hıza ve değişkenlerine de bakmak zorunlu.
Sosyal medyanın tüketim alışkanlıkları üzerinde yarattığı en önemli dönüşüm, tüketicilerin satın almayı planladıkları ürün hakkında sahip oldukları bilginin boyutundaki muazzam artışa ilişkin. Düşünün, bugün hepimiz alacağımız en ufak bir ürün hakkında dahi onlarca, kimi zaman yüzlerce kullanıcının aktardığı bilgiye erişebilir durumdayız. Kullanıcı forumlarının, tüketici yorumlarının, puanlama sistemlerinin kullanımındaki artış, gündelik ev araçlarından lüks tüketim ürünlerine dek her harcamamızı belirler durumda. Tüketicilerin hem farklı markalar hem de söz konusu markanın satışını gerçekleştiren farklı firmalar arasında karşılaştırma yapabilmesine imkan veren bu düzenek, tüketim alışkanlıklarını önemli ölçüde değiştirmiş durumda.
Bu durum, ürünlerini tüketicilerle buluşturmak isteyen şirketlerin bugüne kadar kullandıkları pazarlama yöntemlerine yenilerini eklemelerini zorunlu hale getiriyor. Bu yönde atılan ilk adım, tüketicilerle sosyal medya aracılığıyla herhangi bir ürünü alıp almamak konusunda verecekleri kararı etkileyebilecek bir ilişki kurabilmek. Bunun yolu ise etkili ve efektif bir sosyal medya kullanımından geçiyor.
Tüketicilerin hem farklı markalar hem de söz konusu markanın satışını gerçekleştiren farklı firmalar arasında karşılaştırma yapabilme olanağı tüketim alışkanlıklarını önemli ölçüde değiştirmiş durumda.
Etki Nasıl Yaratılıyor?
Öncelikle, tüketicilerle şeffaf bir ilişki kurarak. Diğer kullanıcıların deneyimlerine ve sunulan ürün ya da hizmetle ilgili ayrıntılı ve güvenilir bilgilere erişmek, tüketicilerin öncelikleri arasında. Bu da pazarlamanın bir iletişim biçimi olarak görülmesiyle sağlanabiliyor.
Tüketim alışkanlıklarındaki dönüşüm tüketicilerin beklentilerinde de bir dönüşümün meydana gelmesini beraberinde getiriyor kaçınılmaz olarak. Hızın en temel belirleyici olduğu sosyal medya çağında, tüketicilerin yükselen beklentilerini takip etmek ve bunların gerektirdiği adımları atmak marka ve firmalar için oldukça belirleyici. Geçmişe kıyasla daha aktif, aldığı ürün ve hizmeti karşılaştırma olanağına sahip, firma ile kamusal bir şekilde ilişki kurabilen bir müşteri profili mevcut artık. Bu durum, müşterilerini kaybetmek istemeyen marka ve firmaların hızlı ve sorumluluk sahibi adımlar atmalarını, attıkları adımların toplumsal bir karşılığı olduğunu hesaba katarak hareket etmelerini zorunlu kılıyor.
Dijital pazarlamanın bir diğer ayağı ise ürünlerini alıcılarla buluşturmayı amaçlayan firma ve markaların satış gerçekleştirdikleri sosyal medya platformlarını müşterilerin ilgisini toplayacak dikkat çekici içeriklerle zenginleştirmeleri. Farklı ürünleri karşılaştıran, yeni trendleri takip eden, sorgulayıcı tüketicilerin ilgilenebileceği içeriklerin hazırlanması, markanın bilinirliğini artırmanın yanı sıra, bunun dolaylı sonucu olarak satış oranlarını da kaçınılmaz biçimde etkiliyor.
Sağlıklı Sosyal Medya Kullanımı Mümkün mü?
Sosyal medyayla ilgili bir başka nokta ise kullanıcıların gündelik pratikleri üzerindeki etkilerine ilişkin. İstatistiki verilerin de ortaya koyduğu üzere sosyal medya platformlarında geçirdikleri vakit kullanıcıların gününün oldukça önemli bir bölümünü oluşturuyor. Bu kullanım miktarının bağımlılık olarak tanımlanabilecek bir boyuta ulaşması ise günümüzde oldukça sık rastlanan bir durum. Dolayısıyla, kullanıcıların sosyal medyayla aralarındaki ilişkinin seyrine dair bir farkındalığa sahip olmaları, gerektiği takdirde oldukça yararlı yönleri bulunan bu ilişkinin ruh hallerine ve toplumsal ilişkilerine zarar vermesini engelleyecek önlemler almaları zorunlu.
Kullanıcıların, beden ve zihin sağlıklarını korumak için sosyal medya kullanım alışkanlıklarını takip etmeleri önem taşıyor. Sosyal medya kullanımının öğrenim ya da iş hayatında aksamalara sebep olması, sosyal yaşantı üzerinde olumsuz etkilerde bulunması, sosyal medyanın kullanılamadığı durumlarda tahammülsüzlük, öfke ve benzeri duyguların ortaya çıkması söz konusu platformların kullanımının gündelik bir alışkanlık olmaktan öteye taşındığına işaret ediyor. Bu duruma son vermekte “sosyal medya detoksu” oldukça sık tercih edilen bir yöntem olsa da uzmanlar, sosyal medya platformlarının kullanımına birdenbire son vermenin bağımlılıktan kurtulmak için her zaman uygun bir yol olmayabileceğine dikkat çekmekte. Örneğin, çocuk ve yetişkin psikiyatrı Neha Chaudhary detoks yerine sorumluluk ve hesap verebilirliğin önemini vurgulayarak sosyal medya platformlarında geçirdikleri vakti azaltmayı amaçlayan kullanıcıların bu hedeflerini yakın çevreleriyle paylaşmalarının ve hedeflerinin takibinin sağlanmasına odaklanmalarının daha etkili olacağını ifade ediyor.
BİLİYOR MUSUNUZ? Bugün, 210 milyondan fazla kişinin sosyal medya bağımlısı olduğu ifade ediliyor. Bu durum, sosyal medya platformlarında geçirdikleri süre günde dokuz saati bulabilen ergenlik çağındaki kişiler arasında çok daha yaygın.
Mux Dijital Sosyal Medya Sorumlusu Betül Uslu’ya sosyal medyaya dair dikkat edilmesi gerekenleri sorduk…
Malum, sosyal medya hayatımızın tam merkezinde. Bunu göz önünde bulundurup dijital pazarlama faaliyetleri noktasında farklılaşabilmek adına nelere dikkat etmek gerekiyor?
Bu soru son iki yılda hepimizi daha kapsamlı cevaplar üretmeye götürdü. Zira pandemi hepimiz için dijitalleşmeyi çok daha hızlı ve etkili bir hale getirdi. Birçok marka, geri planda tuttuğu dijital varlıkları için çalışmalar yapmaya başladı ve dijitaldeki rekabet dramatik bir artış gösterdi. Çalıştığım-tanıştığım birçok markada gördüğüm en büyük sorun marka kişilik-imajlarını dijital ortamlara yansıtamamaları. İyi ilerleyen, tüketicilerinin gözünde pozitif bir imaja ve sıkı bir marka algısına sahip birçok işletme kendisini dijitalde anlatamıyor. Binlerce marka, -fazla eğlenceli sosyal medya içerikleri arasında kayboluyor. Peki, nasıl çözülür bu sorun? Dijital pazarlama faaliyetleri noktasında bakmamız gereken en önemli iki konu, hedef kitlemiz ve rakiplerimizdir. Kiminle konuştuğumuz çok önemli, yoksa mesajı nasıl vereceğimizi kurgulayamayız. Tabii hedef kitlenin hangi içeriklerle ilgilendiği, rakiplerle ne kadar-nasıl etkileşimde olduğunu bilmek de önemli. Şu sorular güzel bir başlangıç için idealdir: Hangi mecralarda olmalıyım? (Hedef kitlem nerede?) Dijital platformlardaki amacım ne? (Satış, bilinirlik vb.) Mesajım ne ve bunu en iyi şekilde nasıl anlatabilirim? Markanın kimliği-kişiliği, konumlandırması da iletişimde önemli.
Influencer marketing oldukça etkili görünen ancak zaman zaman pek yanlış kullanıldığına şahit olduğumuz bir yöntem. Bu konuda doğru adımlar atmak neleri göz önünde bulundurmaktan geçiyor?
Yanlış örneklerini her gün görüyoruz, gülümsüyoruz. Fakat bunun, büyük markaların sıkça yapabildiği bir hata olduğunu görüyoruz. Bu noktada biraz çapraz düşünmek gerek. Esas mesele hedef kitle ve ilgi alanlarında bitiyor. Kurgu ve reklam iyi planlamalı. Mesela daha önce hazır hiçbir şey almadığını, mutfakta her şeyi kendisinin yapabileceğini söyleyen bir şefe “krema” reklamı yaptırılmamalı. Büyük hesapların geri dönüşünün kesinlikle iyi olduğuyla ilgili yaygın bir yanlış inanış da var. Benim gözlemlerim küçük hesapların daha sadık takipçilere sahip oldukları ve çok daha iyi geri dönüşler aldıkları. Son olarak algoritmayı konuşalım. Algoritmayı anlamak, içerik ürettirme yarışında her geçen gün zorlaşıyor diyebilir miyiz? Algoritmayı “suçlamadan” sosyal medya mecralarında başarılı olmak neleri olmazsa olmaz kılıyor? Algoritma sözleri beni üzüyor. Biz sosyal medyada iletişim kurarız. İşin içinde “sosyal” sıfatlı bir oluşum varken işin tekniğine odaklanmak hiç mantıklı değil. İşe yalnızca algoritma olarak bakar, sosyal bilimleri -psikolojiyi, sosyolojiyi- hiçe sayarsak çoğu markanın yaptığı gibi soğuk ve mecranın amacına uygun olmayan bir iletişim kurarız. Kimin olduğunu hatırlamadığım güzel bir söz var: Pazarlamada tek P var (pazarlama karmasına atıfta bulunur) o da psikoloji! Algoritmayı insan davranışları belirliyor çoğunlukla. Bu yüzden insanı anlamaya odaklanırsak iş daha güzel ve kolay olacak.
Fevreka Kurucu Ortağı Tansel Akdan’a sosyal medyanın hayatımıza etkilerini ve beraberinde getirdiklerini sorduk…
Halihazırdaki sosyal medya platformlarını göz önünde bulundurduğunuzda hayatımıza etkileri hakkında neler söylersiniz?
“Ana akım” diye tabir edebileceğimiz sosyal medya mecraları mevcut kullanım ve yeni kullanıcı kazanım istatistiklerine bakılırsa oturmuş görünüyor. Ana akım olarak Instagram, YouTube, Facebook, Twitter ve LinkedIn’i kastediyorum. İçlerinden en güçlüleri de tabii ki Instagram ve YouTube. Soruyu bu iki kanal özelinde cevaplamak gerekirse… Birçok kararımızı etkilediklerini söyleyebilirim. Konaklama tercihlerinden ürün detaylarına, restoran seçiminden moda akımlarının belirlenmesine, çok geniş bir skalada sanat spor ve teknoloji içeriği sunmasına kadar bu kanallar topluma yön veriyor. Diğer bir konu da sosyal medyanın konvansiyonel medyadan etki olarak çok ciddi bir şekilde ayrılması. 2000’li yıllara kadar medyanın insanların karar mekanizması üzerinde kısmi bir gücü vardı. Sosyal medyanın yaygınlaşmasıyla bu etki katbekat arttı. Neredeyse herkes içerik üretiyor ve bunlar yine başkalarının içeriklerini tüketiyor. Yayın arzı bu ve talebi bu kadar çok olduğu için hayatımızı her konuda anbean etkilemesi de kolaylaşıyor.
Mark Zuckerberg’in Meta’yla “vadettiği” sanal dünya hayatımızı nasıl değiştirecek?
Bildiğiniz gibi Yunancada “meta”, “sonrası” anlamına gelir. Nasıl ki Aristoteles’in “Metafizik” (fizik sonrası) kitabı düşünce dünyasını değiştirdiyse modern çağın çocukları da meta başlığı üzerinden dijital dünyayı değiştirmeye başladılar. Tam da bu dönemin başında Facebook’un Meta ismini seçmesi de bir tesadüf değil elbette. İnternet çağının başında yaşadığımız telaş ve bilgi kirliliğini burada da görüyoruz. Sanal dünyayı internetle günlük hayatımızın her anında yaşıyoruz. Kripto ekosisteminin de etkisiyle bu yeni çağda taşlar yerinde oturduğu zaman yepyeni dijital tecrübeleri hep beraber deneyimleyeceğiz. Sanat ve oyun kategorilerinde başlayan Meta dünyası hızla tüm alanlara taşınacak. Burada unutulmaması gereken şey, gün sonunda yine insanların kullandığı bir yapıdan bahsediyor oluşumuz. Sizce bundan sonrasında sosyal medya odağında bizi neler bekliyor? Pandemi döneminde yaygınlaşan Clubhouse gibi yeni mecraları dönem dönem göreceğimizi düşünüyorum. Meta evreninin kendi sosyal medya kanalları da çıkıyor ve çıkmaya devam edecek. Kanallar ve mecralar değişecek. Bunlardan bazıları Instagram ve YouTube gibi kalıcı olurken bazıları da hızlı yükseliş ve düşüşlerle hayatımızdan çıkacak. Önemli olan hem günlük hayatımızda hem de kurumsal iletişimde hangi mecrayı hangi amaca hizmet için kullanacağımız. Sadece bulunmuş olmak için mecralarda yer almak yine para ve vakit kaybettirecek. Kişilerin ve kurumlar bu perspektifte düşündükleri zaman yeniliklerden daha kazançlı çıkacaktır.
Kaynaklar
https://www.socialmediatoday.com/news/the-history-of-social-mediainfographic-1/522285/
https://www.cbsnews.com/pictures/then-and-now-a-history-of-social-networking-sites/12/
https://datareportal.com/social-media-users
https://statusbrew.com/insights/social-media-statistics/
https://www.oberlo.com/blog/social-media-marketing-statistics
https://martech.zone/social-media-statistics/
https://www.i-scoop.eu/social-media-marketing-guide/
https://www.healthline.com/health/social-media-addiction#overview
https://www.insider.com/how-to-break-social-media-addiction