Kürşat Ceylan: ‘Önce toplumun zihnindeki bariyerleri yıkmamız gerekiyor’

İstanbul Teknik Üniversitesi kampüsünde bulunan ofislerinde bir araya geldiğimiz WeWalk Kurucu Ortağı Kürşat Ceylan, akıllı beyaz baston girişiminin ortaya çıkış hikayesini, dönüştürdüğü hayatlarda yarattığı etkiyi ve engellilerin sosyal hayata tam ve eşit katılımının önemini anlatıyor.

Teknolojiyle ilişkiniz ne zaman ve nasıl başladı?

Babamın görevi sebebiyle Ankara, Diyarbakır, İstanbul gibi farklı şehirleri dolaştık. İlkokulu, yatılı görme engelliler okulunda okudum. Teknolojiyle ilişkim o yıllarda başladı. Görme engelli biri olarak teknolojiyi aktif kullanmanız gerekiyor. 4. sınıftayken bilgisayar denen bir cihaz olduğunu duymuştum, bunun üzerine bilgisayar kullanmaya başladım. Bütün hayatımı değiştiren noktalardan biri oldu; kitaplara, internete erişebiliyordum. Öte yandan teknoloji sayesinde değişim yaratabileceğimizi o yıllarda anladım. Yazılım diye bir şey olduğunu, insanların kodlamayla yenilikçi teknolojiler geliştirdiğini öğrenip ufak denemeler yapmaya başladım. Yaşıtlarım o yıllarda belki de tarayıcı veya OCR teknolojisi nedir bilmezken benim bunları kullanarak kendi kitaplarımı tarayıp elektronik kitaba dönüştürerek dinlemem gerekiyordu. Bu zorunluluklar teknolojiyi erken yaşta keşfetmeme imkan sağladı. Boğaziçi Üniversitesi’nde Psikolojik Danışmanlık okuyup Amerika’da bir dönem psikoloji eğitimi aldıktan sonra teknoloji dünyasına dahil oldum.

Akıllı beyaz baston WeWalk nasıl ortaya çıktı?

WeWalk’un ortaya çıkış süreci yaşanmış hikayelere dayanıyor. Bu hikayeler sahadaki tecrübelerimizle birleşiyor çünkü sadece yaşanmış hikayeler bir şeyleri hayata geçirmek için yeterli olmuyor. Ekip olarak WeWalk’tan önce de görme engelliler için çok farklı teknolojileri hayata geçirmiştik. Hatta üniversite yıllarından itibaren görme engellilerin eğitim gördüğü ilköğretim okullarına gidip hafta sonları öğrencilere destek veren bir ekiptik. Dolayısıyla bu yaşanmışlıklar sadece benim deneyimlerime dayanmıyor, görme engellilerin ihtiyaç ve tecrübelerine de dayanıyor.

Benim şahsi tecrübem ise WeWalk’un kuruluşundan hemen öncesine uzanıyor. Birleşmiş Milletler’de konuşma yapmak için New York’a gitmiştim. Uçaktan indim, havalimanından otele giderken elimdeki beyaz bastonla önümde neler olduğunu kontrol ediyordum. Diğer elimdeki telefonla da navigasyon yönlendirmelerini dinliyordum. Navigasyon, görme engelliler için hayatı oldukça kolaylaştıran bir teknoloji; adım adım nereye dönmeniz, nereye gitmeniz gerektiğini söylüyor. Dolayısıyla onu sürekli olarak dinlemem gerekiyordu. İki parmağımla telefonu tutup üç parmağımla valizi çekmeye çalışırken bir yandan da bastonu kullanmam gerektiği için gidip kafamı bir direğe çarpmıştım. Alnımda izlerini görebilirsiniz. Tabii bu sadece benim sorunum değil, dünyada bunları yaşayan milyonlarca görme engelli var. O yüzden patentli bir çözüm olan akıllı baston WeWalk’u hayata geçirdik.

WeWalk görme engellilerin hayatını nasıl kolaylaştırıyor?

WeWalk ekibi olarak, görme engellilerin sosyal hayata tam ve eşit katılımını sağlamak için çalışıyoruz. WeWalk ne yapıyor? Önündeki engelleri algılıyor ve onu kullanan kişiyi titreşimle uyarıyor. Yolda giderken navigasyon sağlayabiliyor. Önünden geçtiğiniz restoranlar, mağazalar, kafeler hakkında bilgi veriyor. Toplu taşıma bilgilerini doğrudan WeWalk üzerinden alabiliyorsunuz. Otobüs durağında beklerken hangi otobüsün ne zaman geleceğini ya da otobüse bindiğinizde hangi durakta ineceğinizi söylüyor. Böylece en başta anlattığım durum ortadan kalkıyor. Telefonunuzu cebinize atarak bütün süreci akıllı baston WeWalk ile yönetebiliyorsunuz.

WeWalk’u bağımsızlığın simgesi olarak nitelendiriyorsunuz…

Evet, bağımsızlığın sembolü çünkü zihinlerde de bir dönüşüme öncülük ediyor. Bir insanın hayata katılımındaki en önemli engellerden biri, zihnindeki geride bırakılmışlık ya da toplumun dışında kalmışlık hissiyatıdır; bunun yıkılması gerekiyor. Düşünsenize yeni bir şehre veya ülkeye taşınıyorsunuz ve oradaki herkes sizin bu ülkede hiçbir şey yapamayacağınızı, oranın size hiçbir şekilde uygun olmadığını söyleyip duruyor. Sürekli olarak adapte olma çabası içerisinde olmanız gerekirken bu yaklaşımlar sebebiyle kendinizi toplumun daha da dışında bırakılmış hissetmeye başlıyorsunuz. Aynı durum görme engelli kişiler için de söz konusu. “Kendini gerçekleştiren kehanet” kavramı vardır psikolojide. Öğrenciler üzerinde yapılan bir çalışmayla örneklendirebiliriz. Matematik seviyesi aynı düzeyde olan bir grup öğrenci, deney için iki gruba bölünüyor. Her iki grup da aynı öğretmen tarafından eğitiliyor fakat eğitim öncesinde öğretmene A grubundaki öğrenciler için “Bunlar şehrin en iyi matematik öğrencileri, sen bunlarla harikalar yaratacaksın!” denirken B grubundaki öğrenciler için, “Matematik bunlar için biraz zor bir konu ve maalesef ki çok iyi değiller.” deniyor. B grubundaki öğrencilerle eşit seviyede olmalarına rağmen A grubundaki öğrencilerin notlarının, eğitimin ardından çok daha yüksek olduğu görülüyor. Çünkü öğretmenin süreç boyunca o gruptan beklentisi çok daha yüksek. B grubunun ise daha geride kaldığını görüyoruz. Dolayısıyla beklentileriniz insanların hayatlarını etkiliyor. Bu durum kişinin kendine dair beklentisinden başlayarak çevresindeki beklentiye kadar uzanıyor.

WeWalk’ta anlatılan hikayelerde de bunları görüyoruz. Bize ulaşıp, “Ben görme engelliyim, daha önce dışarı çıkmayı hiç düşünmemiştim, şimdi WeWalk’la dışarı çıkmak istiyorum, ne yapmam gerekiyor?” ya da “Ablam görme yetisini kaybetti, ilk defa WeWalk’la dışarıya çıkacak, bizi nasıl yönlendirirsiniz?” denmesi bir dönüşümün başladığını gösteriyor. 73 yaşındaki bir WeWalk kullanıcısı İtalya’dan bize teşekkür etmek için arayabiliyor. Amerika’da, North Carolina’da yaşayan bir kişi WeWalk’la birlikte aldığı bağımsız hareket eğitimleriyle sosyal hayata dahil olup iş sahibi olarak hayatına devam edebiliyor.

Benzer bir durumu depremde de gördük. Biz de herkes gibi gerçekten çok üzüldük; kimsenin eli işe gitmedi, ne yapacağımızı bilemiyorduk, oturup haberleri izliyorduk. Bizi kendimize getiren bir telefon oldu. Malatya’dan bir baba bize ulaştı, kızı görme engelli bir lise öğrencisiymiş. Malatya’da depreme yakalanmışlar, baston da dahil olmak üzere her şeylerini bırakıp Ankara’ya gelmek zorunda kalmışlar. “Kızım çok uzun zamandır WeWalk akıllı baston istiyordu, şimdi yeni bir şehre geldik, bu onun için çok daha önemli. Bu şehre ve okuluna adapte olması gerekiyor, onun için WeWalk edinmek istiyorum, ne yapabiliriz?” dedi. Biz de bizzat götürüp kendisine sürpriz yaparak hediye ettik. Sonrasında Millî Eğitim Bakanlığı’ndan deprem bölgesinde 2.000’den fazla görme engelli öğrenci olduğunu öğrendik. Oradaki öğrencilerden başlayarak görme engellilerin deprem sonrasında normale dönüşünde WeWalk’un çok önemli bir yeri olacak.

Millî Eğitim Bakanlığı’yla nasıl bir iş birliği içindesiniz?

Yaptığımız protokol kapsamında Türkiye’deki tüm görme engelli öğrencilere erişebiliyoruz. Akademik çalışmalar gösteriyor ki görme engelli kişi bağımsız hareket yetkinliklerini ne kadar erken yaşta edinirse o kadar öz güvenli ve sosyal hayata müdahil oluyor. Bunlar birbirini besliyor. Görme engellilerin sosyal hayata katılımını sağlama hedefimizin en doğru başlangıç noktasını erken yaştaki öğrenciler oluşturuyor. O nedenle bu protokolü yaptık. “Biz ne yapabiliriz?” diyerek bize ulaşan kişilerin bağışlarını Millî Eğitim Bakanlığı aracılığıyla öğrencilere ulaştırıyoruz.

Bu tür projelerde bireysel katkıların ötesinde sürdürülebilir bir model ortaya koymak en kıymetli olandır. Burada gerçekten de çok dezavantajlı bir kitle var ama bu kişilerin varlığı kolaylıkla unutulabiliyor çünkü zaten sosyal hayatta çok aktif olarak yer almıyor ve gözümüze çarpmayabiliyorlar. Bunu değiştirmek istiyorsak, sürdürülebilir bir kurumsal iş birliğiyle yıllara yayılan bir projeye ihtiyaç var. Bizi en mutlu eden gelişmelerden biri, Yıldız Entegre gibi bir kurumun böyle bir projeyi sahiplenmiş olması. Harika bir başlangıç yaptığımızı düşünüyoruz. Bu yıl Yıldız Entegre ile 100 görme engelli öğrenciye ulaştık ve bunun çok daha ötesine geçmek için çalışmaya devam ediyoruz.

Yıldız Entegre’yle yaptığınız bu iş birliğini nasıl değerlendirirsiniz? 

Yıldız Entegre ekibinin görme engellilere yönelik bir proje yapma isteği ve vizyonu beni çok etkiledi. Hayata bu kadar hızlı geçirilen bir projeye çok az tanıklık ettim. İşin güzel yanı, yapılan sadece WeWalk akıllı baston alıp bağışlamak değildi; süreci, eğitimlerimizle birlikte çok daha sürdürülebilir bir şekilde başlattık. Önümüzdeki yıllarda projeyi beraber geliştirmeye devam ederek engellilik alanında yapılan en etkin projelerden birine dönüştürmek istiyoruz.

WeWalk’un 2019’da “Time”da En İyi İcatlar arasında yer aldığını, Birleşmiş Milletler’de Örnek Proje seçildiğini ve Edison Altın Ödülü aldığını biliyoruz. Yola çıkarken tüm bunları hayal etmiş miydiniz?

WeWalk, öncü bir teknoloji olması sayesinde her geçen yıl çok farklı ödülleri ülkemize getiriyor. Tüm bunlar bizi mutlu ediyor çünkü WeWalk sadece bir teknoloji değil, bir tür sosyal hareket. Önce görme engellilerin, sonra ailelerinin ve toplumun zihnindeki bariyerleri yıkmamız gerekiyor. Görme engellilerin sosyal hayata tam ve eşit katılımını sağlamak istiyorsak işe buradan başlamamız lazım. Bu ödüller, haberler ve WeWalk’un daha fazla tanınmasına buna aracılık ediyor. İnsanlar bunları duyduklarında, “Demek ki böyle teknolojiler var, o zaman ben de daha fazlasını yapabilirim.” ya da “Görme engelliler daha fazlasını yapabilir.” diyor. Toplumun bakış açısı değişiyor. Bu nedenle elde ettiğimiz başarılar bizi çok mutlu ediyor.

Yola çıkarken çok daha fazlasını hayal etmiştik aslında. Hâlâ çok daha fazlasını hayal ediyoruz, daha ötesini yapmak için çalışıyoruz çünkü gidecek çok yolumuz var. 253 milyon görme engelli kişiden bahsediyoruz. Bu kişilerin en yakın çevresi ve ailesinde üç kişi bulunduğunu düşünecek olursak 1 milyar kişinin hayatına etki edebilmemiz söz konusu. Bu inanılmaz bir fırsat, o yüzden çalışmaya sürekli devam etmemiz gerekiyor.

AR-GE iş birlikleri bizim için çok önemli. WeWalk bir yandan bir sosyal hareket gibi konumlanıyor ve toplumda değişime öncülük ediyor. Öte yandan kendimizi teknolojik olarak daima geliştirmemiz gerekiyor. Microsoft’un İyilik için Yapay Zeka Programı’na Türkiye’den kabul edilen ilk ve tek teknoloji olarak, yapay zeka geliştirmelerini Microsoft’la birlikte yapıyoruz. Diğer taraftan Londra’daki Imperial College’la uzun vadeli AR-GE iş birliğimiz çerçevesinde görme engellilerin bağımsız hareketini görüntü işleme teknolojisiyle nasıl daha iyi hale getirebileceğimiz üzerine kafa yoruyoruz.

WeWalk’u geliştirme çalışmalarınız devam ediyor mu?

Londra’da ve İstanbul’da 13 kişilik bir ekiple WeWalk’u geliştirmeye ve çok daha ötelere taşımaya çalışıyoruz. WeWalk şu ana kadar 59 ülkede binlerce görme engelli tarafından kullanıldı. Yaklaşık üç yılda WeWalk’un dünyanın dört bir yanında görme engellilerin hayatını değiştirmeye başladığını belirtebiliriz. Bizi en mutlu eden de bu deneyimler oluyor. Bunlar her sabah bize neyi, neden yaptığımızı bir kez daha hatırlatıyor ve böylelikle aynı heyecanla çalışmaya devam edebiliyoruz. Bugün yapmamız gerekenler var ve ne mutlu ki onları yapabiliyoruz. Yarın ve önümüzdeki yıllarda da yapılması gerekenler olacak. Şu anda tüm bunlar için çalışmalarımıza devam ediyoruz.

Yakın zamanda “Danış” adını verdiğimiz bir servisi hayata geçirdik. WeWalk’un akıllı telefonlarda uygulaması var. Görme engelli kişiler, uygulamadaki “Danış” düğmesine basarak istedikleri her an telefonlarının kameraları aracılığıyla erişilebilirlik konusunda uzman kişilere bağlanabiliyorlar ve görsel olarak hangi bilgiye ihtiyaç duyuyorlarsa bu konuda destek alıyorlar. Örneğin evdeyken birinde reçel, diğerinde salça bulunan iki kavanozu ayırt etmek, alışveriş yaparken renkleri öğrenmek ya da bir yerdeyken kapıyı bulmak gerekiyorsa “Danış” servisi görme engelli kişilerin yanında hayatlarını kolaylaştıracak bir çözüm olarak konumlanıyor. Tahmin edeceğiniz üzere bu, uzun vadeli görüntü işleme teknolojileri çözümlerimizin başlangıç noktası. Şu bir gerçek ki görme engelli kişilerin birçok noktada hâlâ görsel veriye ihtiyacı var.

Yıldız’da Yaşam okurlarıyla paylaşmak istediğiniz bir mesajınız var mı?

Bir çocuğunuz olduğu zaman üzerine titriyorsunuz. Çocuğunuz engelli olduğunda bu çok daha öteye geçerek kimi zaman müdahaleci ve kısıtlayıcı bir noktaya varabiliyor. Aileler, hiçbir kötü niyet olmadan, tamamen çocuklarının iyiliğini isteyerek bunu yapıyorlar. Ancak kendi gelişimimde gözlemlediğim kadarıyla benim için en önemli faktörlerden biri, annemin ve babamın bana sağladığı özgürlük alanıydı. Yatılı okula başladığımda yedi yaşındaydım. Aileden ayrılmak her çocuk için zorlayıcı bir süreç. Dolabınızın ve yatağınızın düzeninden odanıza, temizliğinize, kıyafetlerinize dek siz sorumlusunuz. O yıllarda bu biraz zor gelse de şimdi dönüp baktığımda kendim olarak var olabilmek için bana çok önemli yetkinlikler kazandırdığını görüyorum.

Anne ve babalarda çocuğu görsün ya da görmesin, “Ben gerçekten çocuğum için en iyisini yapabiliyor muyum?” sorgulaması mevcut. Çocuk yanlış bir davranışta bulunduğunda, “Bir şeyi eksik yaptık.” deniyor. Görme engelli bir çocuğunuz olduğu zaman bu çok daha yoğun yaşanıyor. Benim gördüğüm ise aslında herkesin hayatta kendine ait bir yolculuğu olduğu. Bu sizin çocuğunuz olduğunda değişmiyor. Siz onun hayatında aslında sadece destekleyici bir noktada bulunuyorsunuz. “Kendi ellerimle ona bir hayat inşa edeceğim.” türü bir yaklaşım anne ve babayı yoruyor. Belki bu yazıyı okuyan kişiler arasında -illaki görme engelli olması gerekmiyorengelli çocuğu olan kişiler vardır. Onlara tavsiyem, sorumluluğu kendilerine yüklemenin ilerleyen aşamalarda hayatlarını psikolojik olarak çok daha zor duruma getirebileceğini bilsinler. Engelli çocuğu olmasa bile birçok anne ve babanın şu anda kendine bunu yaptığını gözlemliyorum. Bana kalırsa hayata biraz bu bilinçle bakmak gerekiyor.

Paylaş

Kürşat Ceylan: ‘Önce toplumun zihnindeki bariyerleri yıkmamız gerekiyor’